Zaman Kaybı Hayat Kaybıdır

Zaman Kaybı Hayat Kaybıdır

Zaman Kaybı Hayat Kaybıdır

Zaman Kaybı Hayat Kaybıdır
Zaman Kaybı Hayat Kaybıdır

Ne demeli gerçekten bilmiyorum. Günlerimiz genellikle bir hiç uğruna geçiyor. İş hayatımız, dostluklarımız, ilişkilerimiz ve hayattan beklentilerimiz adına harcadığımız emeklerin neredeyse tamamı heba olup gidiyor. Zaman çok çabuk geçiyor ve elinizi açıp baktığınızda bir hiç ile karşılaşıyorsunuz. Onca yitip giden emek. Hem de bir hiç uğruna. İnsanın zoruna gitmemesi ne mümkün?

Öğrencilik hayatını düşünün. Yarın yaparım diye çalışmadığınız ve ertelediğiniz dersler sınav günü karşınıza çıkıyor ve siz hiç bir şey bilmiyorsunuz. Bu aşamadan sonra üç seçeneğiniz var. Ya boş kağıt vereceksiniz ya Allah ne verdiyse sallayacaksınız ya da kopya çekme arayışlarına gireceksiniz. Başka bir alternatifiniz yok. Bana kalırsa hayat da bundan ibaret.

Kağıdı boş olarak öğretmene teslim ederseniz sonuç bellidir. En düşük notu aldığınız gibi öğretmenin gözünden de düşersiniz. Bir anlamda intihar etmiş olursunuz. Hayatta kendinize yer edinmek için göstermeniz gereken çabayı ertelerseniz veya geç kalırsanız hayata karşı hazırlıksız yakalanırsınız. Kötü günler yaşamanız içten bile değildir.

Diyelim ki göstermeniz gereken çabayı yine es geçtiniz. Ancak bir yerlerden ilişki kurarak sorulara yanıtlar bağladınız. Doğruluğu şüpheli olsa da üç beş puan alacaksınız. Bu ilk duruma göre daha olumlu bir sonuç doğuracaktır elbette ancak yine de sorunlu bir durumdur. Sonucu yine pişmanlıktır.

Biraz hin fikirli çıktınız ve kopya çekmeye karar verdiğiniz. En eğlenceli seçenek bu gibi görünse de aslında en riskli seçenek de budur. Yakalandığınız taktirde kağıdınız alınacak ve disiplin cezası almanız muhtemel duruma gelecektir. Yakalanmazsanız soruların doğruluğu yine şüpheli olarak kalacaktır. Yani ipler sizin elinizde değil ve durumu kontrol altına almakta güçlük çekeceksiniz. Yüksek olasılık; sonuç yine pişmanlık…

****

Keşke demek fayda etmiyor. Bir ağabeyiniz ya da bir kardeşiniz olarak bunu söylemeyi bir borç biliyorum. Çünkü o iki kuruş adamlar bir diploma farkı yüzünden sizleri aşağıladığı zaman, çocuklarınıza iyi bir eğitim imkanı veremediğiniz zaman, evinize ekmek götüremediğiniz zaman bu acıyı kalbinizde hissedeceksiniz. O an bir şey dank edecek ve diyeceksiniz ki “keşke” annemi babamı dinleseydim. Keşke öğretmenimi dinleseydim. Keşke derslerime daha iyi çalışsaydım. Keşke karşı cinsle günümü gün etmek yerine hayatımı birleştirebileceğim insanı arasaydım. Keşke dostlarımın değerini bilseydim…

Bu keşkelerin sonu olmayacak…

****

Dönüp de geçmişe düzeltmek istediğiniz şeyleri hiç bir şekilde düzeltemezsiniz. Buna imkan yok. Cenab-ı Allah insanlara böyle bir güç vermemiş. Dünyaya madem bir kere geliyoruz, o zaman bizden bekleneni karşılamak adına elimizden geleni en iyi şekilde yapmalıyız. Geçmişte kaybettiklerimize üzülüyor olabiliriz. Bazen umutsuzluğa kapılıyor da olabiliriz. Ancak üzülsek dahi umutsuzluğa kapılmamalıyız. Çünkü belki dünü kaybettik. Ama bugünü ve yarını kazanma şansına sahibiz. Bu nedenle kötü tecrübelerimizi bugün ve yarın adına kullanalım. Pişman olmamak için gayret gösterelim. Farkı göreceğinizden eminim.

Evet, belki çok şey kaybettik ama henüz her şeyi kaybetmedik.
Keşke dedirtmeyecek davranışlarda bulunun.

****

Ömür dediğin pişmanlıkla dolu, bu yüzden size keşke dedirtmeyecek insanları sevin.

Aziz Akınalp

Hakkında: Aziz Akınalp

Yazıyoruz ki tarih yazsın...

Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir