Ana sayfa Gündem Köşe Yazıları Türkçü Ekol Etkin Unsur Olmalıdır

Türkçü Ekol Etkin Unsur Olmalıdır

173
0
PAYLAŞ
Türkçü Ekol

Türkçü Ekol Etkin Unsur Olmalıdır

Türkiye’de her geçen gün yozlaştırılmaya çalışılan Türk Milliyetçilerinin geçmişinde takınmış olduğu tavırı Türkçü Ekol olarak adlandırıyorum. Özünü Türk Kültüründen almış olan ve yakın geçmişte Gaspıralı İsmail, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp ve Nihal Atsız gibi önemli kişiler yetiştirmiş olan Türkçü düşünce, ne yazık ki günümüzde üretkenlik sıkıntısı çekmektedir.

Az önce değinmiş olduğum üretkenlik sıkıntısı vasıflı bireyler yetiştirmek üzerine değil daha çok politika üretmek üzerine söz konusu olan bir sıkıntıdır. Bugün milliyetçi –siyasal ümmetçi kesim kastedilmemiştir– olarak tanınan pek çok bilim adamı alanlarında olağanüstü başarılar elde etmiştir. Hepimizin artık yakından tanıdığı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı bu isimlerden bir tanesidir. Keza doğduğu şehir dolayısıyla insanların kirli yaftalarına maruz kalan Nobel Ödüllü bilim adamımız Prof. Dr. Aziz Sancar‘da ısrarla milliyetçi görüşünü vurgulayanlar arasındadır. Toplumdaki popülerliği yüksek ve aynı derecede saygınlığı da olan bu iki bilim adamımızın fikirleri ne yazık ki ülkemizde etkin politika haline gelme imkanına sahip değildir.

Türkçü Ekol Bireyi

Türkçü EkolYazımın başında belirttiğim gibi Türkçü bireyler yozlaştırılmaya çalışılmaktadır ve bu organize bir operasyon halinde sürdürülmektedir. Tarihe baktığımız zaman Türk insanının temel özelliklerinin karakteri ve ahlakı üzerinde olduğunu göreceksiniz. Dökümanlara Oğuz Kağan’ın Türklük Duası olarak geçen bir metinde “Ulu Tanrı, namussuz bir tek Türk yaratacağına dünyayı yık, daha iyi!” diyerek tanrıya duada bulunduğu ifade edilmektedir. Durum böyleyken şuurlu bir Türk insanının en çok dikkat etmesi gereken özelliklerinin ahlak ve namus olduğunu söyleyebiliriz.

Tabi ki bu iki özellik ile sınırlandırma yapmak doğru olmayacaktır. Bu bağlamda Mustafa Kemal Atatürk‘ün Türk öğün, çalış, güven sözünü rehber olarak gösterebiliriz. Bu rehber temel rehberdir. Gençliğe Hitabe’nin son satırlarında yer alan “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” dizelerinden bizlere tarihimizle ve Türklüğümüzle övünmemiz gerektiğini ifade etmektedir. Nereden geldiğimizi unutmamalıyız. Bu tarihi mirasın güncel varisleri olarak, bu mirasın altında kalmamak ve bu mirası daha da geliştirmek için “Çalış” talimatına uygun davranmalıyız ve tüm bunları yaparken şartlar ne olursa olsun kendimiz ve milletimize “Güven” duymalıyız.

Büyük Rehber

Konuların tümü birbiri ile ilişkili olduğu için birbirleri ile karıştırmamaya özen gösteriyorum. Yukarıda uygulanması gereken bireysel davranışları paylaşmıştım. Şimdi ise kazanılan bireysel niteliklerin toplumsal politikalarla birleştirilmesi gerektiğinden bahsedeceğim. Peki ya nedir bu politikalar? Aslında benim en uygun gördüğüm İsmail Gaspıralı’nın tanımıyla bilinen “dilde, fikirde, işte birlik” politikasıdır. Bu politika Türk bilim ve fikir adamlarının yönlendirmeleri ile bir saat gibi işleme potansiyeline sahiptir. Böylece teşkilatlanma vazifesi de abuk subuk ümmetçi örgütlere bırakılmamış olacaktır.

Girişim Olmazsa Kazanım Olmaz

Değinmek istediğim, önemli gördüğüm bir diğer konu girişimcilik. Türkçülük akımını damarlarında hisseden her birey her alanda vazife almalıdır. Bu siyasi alanda olduğu gibi sivil toplum örgütlerinde de olabilir. Bugün Sivil Toplum Örgütleri bünyesindeki bireylerin çoğu ya kızıl ya yeşil fikriyatına sahip insanlardan oluşmaktadır. Bu tabu kırılmalıdır.

Tabi bu girişimler için hali hazırda faaliyetlerini yürüten Türkçü teşkilatlar da yönlendirici unsur olmalıdır. Bir Türk silah tutmayı öğrenmesi gerektiği gibi bir güzel sanat yeteneği üzerine de kendisini geliştirmeli, okumayı ve araştırma tekniklerini öğrenerek sorgulamaya yönlendirilmelidir. Ha keza siyasete de uzak olmamalıdır. Ben özellikle bu siyaset konusunu pek mühim görüyorum. Çünkü bugün Türkçü düşünce “Türkiye Büyük Millet Meclisi” bünyesinde bir temsilciye sahip değildir! Ülkenin her kalesi birilerine emanet edilirken, Türk Gençleri öz yurdunda neden dışarıda kalmakta? Bunun cevabı gerçekten fikir ve tavır üreten Türkçü teşkilatların prensipleri gereği politikadan uzak durmasında yatıyor. Bu nedenle artık bu teşkilatların “fikirde birlik” söyleminden bir adım öteye geçerek “işte birlik” aşamasını uygulamaları gerekmektedir.

Yeşil ve Kırmızı bugün meydanda iki cephe olarak karşımızda. Gök Mavi için etkin cephe olma niyeti varsa izlenecek yol “6 ilke” dışında bir şey değildir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here