terörü lanetlemek

Terörü Lanetlemek Haddiniz Değil!

Terörü Lanetlemek Haddiniz Değil – Feyyaz Dostum

Terörü lanetlemek haddiniz değil başlığıyla yayınlamak istedim bu yazıyı.

07.06.2016 bugün. Bu sabah kahreden bir haberle daha uyandık. İstanbul Beyazıt’da polislere saldırıda bulunuldu ve hem polis hem de sivil şehitler verdik yine.

Hiç bir ahlaki sınırı olmayan, her daim kahpece eylemlerde bulunan örgüt yine mübarek gün dinlemeden kahpeliklerinin üzerine bir kahpelik daha ekledi. Bu zaten onların kanında olan bir durum olduğu için bu teröristlere kızmaktan ziyade kendimize kızmamız gerekiyor.

Çünkü bu ilkel kavime mensup canlıları şehirlerimize, mahallelerimize biz yerleştirdik. Biz iş verdik. Biz barınmaları için evlerimizi kiraladık, onlara biz sahip çıktık.

Buna karşılık onlar her fırsatta bizi sırtımızdan vurdular. Biz bir verdik bizden ikiyi ister oldular. İkiyi verdik üçü ister oldular. En son Kürtçe eğitim istediler, Kürtçe TV istediler, Kürtçe tabelalar istediler. Hiç bir zaman Türkiye Cumhuriyeti’ne adapte olmak gibi bir arzuları, birlikte yaşama istekleri olmadı.

Geberik vatan haini Musa Anter’in Kürdistan’ın sınırları içerisinde İstanbul’un da olduğunu söylediğini biliyoruz. Bugün bu kürdler İstanbul’da hatrı sayılır bir nüfusa sahip durumdalar. Peki ülkemizin topraklarına göz koydukları bu kadar bilinen bir kavimcik için bu kadar rahat hareket etme fırsatını bizler nasıl tanıdık?

Yukarıda da söylediğim gibi. Asıl sorun bizden kaynaklanıyor. Eğer biz müsaade etmemiş olsaydık bugün bu problemler yaşanmıyor olacaktı. Bizleri “insan hakları”, “eşitlik”, “demokrasi”, “ileri demokrasi” gibi kavramlarla vuran batının emellerinin uygulayıcısı olan bu hainlere kanacak kafar saf bir millet olmamamız gerekiyordu. Çünkü tarihimiz binlerce örnekle dolu. Binlerce atasözü var bu konularla ilgili…

Teröre lanet etmek haddiniz değil derken işte bunu kastediyorum. Bu kürdlerin içimizde yaşamasına müsaade ederek zaten en büyük gevşekliği yapan biz, bugün nasıl olur da, hangi yüzle teröre lanet etme hakkını kendimizde görürüz.

Şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz lazım. Dünya tarihinde adı olmayan, verilen her fırsatta bizlere ihanet etmekten başka bir özelliği bulunmayan;

Bu devletin her imkanından faydalanan, elektrik kullanıp ücret ödemeyen, okuyan her çocuk için burs yardımı alan, fakirlik yardımı alan bu varlıklar için daha fazla tahammül etmeli ve iyi niyet beslemeli miyiz?

Bence beslememeliyiz. Önce üniversitelerden def etmeliyiz, gerisi gelecektir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir