Ana sayfa Genel Kültür Din Şamanlık Bir Din Değildir, Yaşam Biçimidir

Şamanlık Bir Din Değildir, Yaşam Biçimidir

154
0
PAYLAŞ
Altay Şamanı
Altay Şamanı
Altay Şamanı

Bilindiği gibi Anadolu Türkmen dervişlerinden, Orhan Gazi’nin çağdaşı Geyikli Baba’nın geyiklerle beraber yürüdüğü ve geyiklere bindiği ‘Bektaş Veli’nin şahin kıyafetine girerek, uçup gitmesi, Karaca Ahmat Oğlu Hacı Doğrul’un doğan kuşu suretine girmesi, güvercin suretine giren Sultan Hacimi yakalamak istemesi’ gibi efsanelerin hepsi ‘evrak’ ve ‘ijö lül’ menşeli Şamanizm unsurlarıdır. Halen Geyikli Baba’nın geyiğine binerek gezmesi hakkındaki hikaye Altaylı Şamanların (kamların) okudukları dualarda, ‘bindiğim hayvan geyik’ sözlerini hatırlatmaktadır.

Görüldüğü gibi Anadolu; erenleriyle, evliyalarıyla, Türkmen dervişleriyle, kahramanlarıyla, efsaneleriyle, Türkçe diliyle, destanlarıyla, kendine özgü felsefesiyle, Mevleviler’in, diğer tarikat mensuplarının ve Aleviler’in kutsal sayılan sema samah ayinleriyle Anadolu Türk Kültürü’nün özünü oluşturmuştur.

Böylece, Türkler’in anayurdu Orta Asya’nın ve Şamanlığın, Anadolu Türkleri’nin yaşamında oluşturduğu kültür izlerini birçok açıdan sürebiliyoruz.”

(Sabiha Tansuğ, Anadolu Yaşamında ve Giyiminde Şaman İzleri, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri 1997)

İçiçe geçmiş evrenler Şamanizm’in temelidir…

“Şamanizm evrensel bir eksenin gereğinde birinden diğerine geçiş imkanı vermek suretiyle evrenin gök ve yeryüzü, yeraltı şeklinde birbiri üstüne konmuş iki veya üç bölge şeklindeki elle tutulamaz bir görüntüsünü içerir, ayrıca kolaylık olsun diye kendilerine (Ruhlar) ismi verilen görünmez fakat zoomorf (hayvan) şekilli olan kalabalık bir varlıklar grubunun da mevcudiyetini gerektirir.

(Sevgi Babaoğlu, Türk Mitolojisinin Halk Motiflerine Etkisi, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri, 1997)

Güneş ve Ay Şamanlıkta ne anlama geliyordu?

“Güneş ana, Ay ata olarak biliniyordu. Türkler’de gök, güneş ve yıldızların kültü gelişmiştir. Çağdaş Şaman davulları üzerinde de yıldızların resimleri bulunmaktadır, bu davulları kullananlar bu sembolleri yolların görünmesini sağlayan vazgeçilmez aydınlatıcılar olarak kabul etmektedirler.

Marko Polo Kubilay zamanında ay ve güneş resimleriyle süslenmiş bayraklardan söz etmektedir.

Şamanın elbiselerinde de güneşi, ayı bazen onlarla birlikte dünyayı temsil eden metal süsler bulunmaktadır.

Bitkisel ve ayla ilgili biyolojik yaşamın birbiri ile kesişmesi ölümün ve yeniden doğuşun sembolleri olan Ay’ın ve ağacın açık şekilde birbirine benzetildiği düşünülebilir.

Su da yeryüzü gibi saflık timsalidir. Türkiye’de su kaynakları kutsal kabul edilir.

Yedi veya dokuz dalı bulunan ağaç, gövdesi üst delikten geçecek şekilde Yurt’un merkezine ekilir. Şamana evrensel yolculuğunda merdiven görevini görür.”

(Sevgi Babaoğlu, Türk Mitolojisinin Halk Motiflerine Etkisi, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri, 1997)

Davul evrenin resmi midir?

“Ohlmark omuzlarına kanatlar takan bir Moğol Şamanının hemen ardından kendisini bir kuşa dönüşmüş gibi hissettiğini saptamıştır. Kimi zaman at gagalı bir değnek; evreni yansıtan ve gökte yazılı olanı okumaya imkan sağlayan tunçtan bir ayna, evrensel dansa tempo tuttuğu gibi onu süsleyen astronomik resimlerin de kanıtladığı üzere, davul evrenin resmi anlamına gelmektedir.”

(Sevgi Babaoğlu, Türk Mitolojisinin Halk Motiflerine Etkisi, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri, 1997)

Dağ, Ötüken ve at Şamanlıkta ne anlama gelir?

“Dağ, (şamanın, b.n.) yeryüzü çekirdeğinden göğe doğru yükselişini temsil eder, tırmanmak suretiyle onu tanrıya yaklaştıran bir tür erişme ifadesidir. Dualar dağdan daha iyi işitilir, ölüler de sonsuz ikametgahlarında özellikle onu bulamadıklarında daha az uzaklaşmış olurlar.

Ötüken, ‘dua eden’ demektir.

At, diğer yerlerde olduğu gibi ölülerin ruhlarına yol gösterici olduğuna inanılır. Oğuzlar’da birlikte gömülen atların, atlar tarafından onu cennete götürüldüğüne inanılır. Azerbaycan’da koyun ve at figürlü mezarlar bulunduğu gibi lahitlerin yanında at figürü üzerinde süvari motifli Müslüman mezarlarını 19.asrın sonlarına kadar görmek mümkündür. Anadolu’da da böyle bir mezar Bitlis’te vardır.”

(Sevgi Babaoğlu, Türk Mitolojisinin Halk Motiflerine Etkisi, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri, 1997)

İnsan hem tek hem de çoktur!..

“Varolan her şey gibi insanın da hem bir tek hem de birçok olduğuna inanılırdı. Ruhlarının tümü, aynı zamanda ve bir yerde bulunurdu. Bu ruhlar onun dışında, kanında, kemiklerinde soluğunda bulunur, vücudunda dolaşır ve her biri yaşamlarını, o insanın ölümünden sonra çeşitli yerlerde, ‘tıpkı yaşayanlar arasında bulunuluyormuş gibi’ var olunan gökte, ‘ataların totemik bölgesinde’, mezarın içinde, sancakta, ‘balballar’da sürdürebilir, başka bir vücutta yer alabilir, ayrıca, dolaşıp durur ve birer hayalet olarak yaşayanları tedirgin etmek için geri gelebilirdi.”

(Roux, Türkler’in Tarihi, S.113)

Şamanlık yalnızca Türkler’de mi vardır?

“…Şamanlık bir din değildir. Nitekim, Hıristiyan şamancılardan, Kırgız/Tatar Müslüman şamancılardan söz edilmesi bunu gösterir. Ayrıca, Şamanlık yalnız Orta Asya ve Sibirya’ya özgü değildir. Bunu Okyanusya’da, Kuzey Amerika ve Endonezya’da da buluruz. Ancak, Orta Asya ve Sibirya Şamanlığı içinde Altaylılar, özellikle Türkler en önemli kolu oluşturur.”

Şamanizm nereye aittir?

“Şamanizm, her ne kadar başka yerlerde izlerine rastlasak ve bugün hemen her yerde bu tekniği ortaya çıkaran olaylar gözlemlesek de, aslında Sibirya, Orta Asya ve Kuzey Amerika’ya ait bir olgudur. Evrenin birbirlerine bir eksenle bağlı katlardan oluştuğu inancına sahiptir ve hemen her yerde ve zamanda varlıklarını sürdüren genelde hayvan biçimli görünmez varlıkların olduğuna ve bunların her şeye can verdiğine inanır, ki biz bunları ‘ruh’ olarak tanımlayabiliriz.”

(Roux, Orta Asya, S.59)

Kam’ı kim tayin eder?

“Kamlar, tanrılar tarafından tayin edildiğine göre, ruhların kendisinin hizmetinde bulunduklarına inanan hayali geniş, mistik ve yaradılıştan zeki olan kişilerdir. Tabiattaki bazı sırlara da vakıftır. Kam (şaman) olacak kişi çocukluğundan beri çok düşünceli olur. Vakit vakit canı sıkılır, ta’an şairidir, irticalen şiirler, ilahiler söyler. Deruni ve gerçek vecd halindeyken ruhunun göklere çıktığına ve yeraltına inip, cehennemleri gördüğüne inanır. Urenhaların inançlarına göre , kamların kudreti ilahidir. Göklerden verilmiştir. Bu kudret, şamanın başı üzerinde bulut olarak gelir ve ‘ebekuşağı’ şekline girer, başını, vücudunu doldurur. Bunun içindir ki, her şamanın davulunda ‘ebekuşağı’nın resmi bulunur.”

(Sabiha Tansuğ, Anadolu Yaşamında ve Giyiminde Şaman İzleri, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Maddi Kültür Seksiyon Bildirileri 1997)

Kartal tanrının yeryüzüne inmiş şekli mi?

“Kartal göklerde en yükseklerde uçabilen, daha ileride Allah’ın habercisi, belki de Tanrı’nın yeryüzüne inmiş şekli olarak bilinmekte. Eskimolar’da Şamanın gerçek bir Şaman olabilmesi için kartala dönüşmesi inancı vardır. Kuş, insanın ruhunu temsil eder. Ejder, Altay toplumlarında ve çağdaş Sibirya’da gök gürültüsü olayını ejderhaya benzetirler.”

Kapı eşiğine oturmamak

Gece tırnak kesmemek

Güneş Ay tutulmasında teneke çalmak havaya silah sıkmak

Dilek tutmak

Ağaca bez bağlamak

Nazarlık takınmak

Muska takmak

Mezar adeti

Türbe  yapmak

Mezar Türbe ziyareti

Geline kuşak bağlamak

İncir ağacının altında uyumamak

Akarsuya dereye çiş yapmamak

Çiğ et yememek ala kanlı yarı pişmiş yemek

Dolu yağarken doluyu bıçakla kesmek

Gelinin kucağına çocuk vermek

Ölene saygı

Yemek yerken davet etmek buyrun demek

Davete icabet etmek

Düğün gibi daha bir çok şey şamanlık kültüründen alışkanlığından gelmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here