Ana sayfa Bilmemiz Gerekenler Osmanlı Askeri Teşkilatı

Osmanlı Askeri Teşkilatı

374
0
PAYLAŞ

yeniçeriOsmanlı beyliği kuruluş yıllarında ordu gaza anlayışını benimsemiş oğuzlar ve gönüllülerden oluşuyordu. Orhan bey zamanında Yaya ve Müsellem adında düzenli ordular oluşturuldu. 1361 yılında Karesi beyliği topraklarının Osmanlı topraklarına katılmasıyla Osmanlı devleti donanma gücüne sahip oldu. I. Murad zamanında gayrimüslim çocukların alınıp yetiştirilmesiyle oluşturulan Yeni Çeri adı ile bir ordu kuruldu. Osmanlı ordusunun tarihi 2 ana bölüme ayrılır bunlardan klasik dönem 1299 dan 19. Yüzyılda yapılan askeri reformlara kadar olan dönemdir. Klasik dönem Osmanlı ordusu iki ana başlıkta incelenebilir bunlar; Kara ordusu ve Donanma’dır.

Kara Ordusu     

Kara ordusunu Eyalet ordusu, Kapıkulu ordusu ve yardımcı kuvvetler olarak üçe ayırmak mümkündür. Eyalet askerleri başlıca topraklı ve tımarlı sipahi denilen süvariler ile yaya müsellem, azap  ve Rumeli sınırında bulunan akıncılardan oluşmaktaydı. Eyalet ordusu askerlerinin tamamı Türklerden oluşmaktaydı ve büyük bir kısmı atlı birliklerden oluşurdu. Bu ordunun askerleri Osmanlı eyaletlerinde köylerde yaşarlar ve topraktan gelir elde ederek devletten maaş almazlardı.

Tımarlı Sipahiler: Osmanlı devleti toprak sistemi ile askeri sistemini birleştirmişti. Mülkiyeti devlete ait olan toprakların vergi geliri hizmet karşılığı askerlere ve devlet adamlarına verilirdi. Bu topraklara vergi gelirinden dolayı “Dirlik” toprakları denirdi. Dirlik toprakları vergi gelirine göre üç bölüme ayrılırdı. Bunlar; Has, Zeamet ve Tımar’dı. Has ve Zeamet sahipleri gelirlerinin beş bin akçesi ile kendileri geçinir, geriye kalan her beş bin akçe için bir atlı asker beslerlerdi. Tımar sahipleri ise , üç bin akçe ile kendileri geçinir, geriye kalan her üç bin akçe için bir atlı asker beslerlerdi. Tımarlı sipahilere Tımarları ömür boyu verilirdi. Kendileri ölürse bu hak çocuklarına geçerdi. Sipahiler barış döneminde köylerin güvenliğini sağlarlar. Yılda bir defa, mülkiyeti devlete ait olan toprakların, tımar denilen bölümünün kendilerine tahsis edilen vergi gelirini toplarlardı. Tımarlı sipahiler Osmanlı ordusunun klasik dönemde en kalabalık ordusunu oluştururdu.

Azaplar: Azap kelime anlamı olarak bekar, Erkek manasına gelir. Savaşlarda Yeniçerilerin ön safında savaşırlardı. Savaş başlayınca sağa ve sola çekilerek yeniçerilerin manevra kabiliyetlerini artırıyorlardı. En ön saflarda savaştıkları için genelde şehit oluyorlardı. O yüzden bu askerler gönüllüler arasından seçiliyordu.

Kapıkulu ordusu ise yayalardan oluşan Yeniçeriler, Cebeciler, Topçular, Top Arabacıları ve süvarilerden oluşan sipahi, silahtar, sağ ulufeciler, sağ garipler, sol gariplerden meydana gelmekteydi. Kapıkulu ordusu Orta çağ Türk-İslam devletlerinde uygulanan “Gulam” sistemi örnek alınarak oluşturulmuştur. 8-18 yaş aralığındaki gayrimüslim çocukların devşirme yoluyla alınmasıyla oluşturulan bir ordudur. Hükümdarın şahsına bağlı askerlerdi, Osmanlı devletinden her üç ayda bir “ulufe” adı verilen maaş alırlar, bu askerler Bursa Edirne ve İstanbul gibi şehirlerde yaşarlardı, bu askerlerin hiçbir şekilde evlenmesine veya ticaretle uğraşmasına izin verilmezdi, ömürleri boyunca askerlik yaparlardı. Kapıkulu orduları iki bölümden oluşurdu bunlar; Kapıkulu piyadeleri, Kapıkulu sipahileridir.

Kapıkulu Sipahileri: Adından da anlaşılacağı gibi Kapıkulunun atlı birlikleridir.  Bu altı bölük; Silahtar, Si pah, Sağ garipler, Sol garipler, Sağ ulufeciler ve Sol ulufeciler olmak üzeredir. Kapıkulu süvarileri rütbece yeniçerilerden öndedir. Maaşları piyadelerden daha yüksektir. Bu birlikler hazineyi, Padişahı, devletin sancak ve bayraklarını korumaktan sorumludur. Seferlerde padişahın otağını taşırlar ve kurarlardı. Savaşta padişahı korumakla görevliydiler.

Kapıkulu Piyadeleri: Kapıkulu piyadeleri yaya askerlerdir. Yeniçeriler ve Teknik sınıflar olarak iki ana bölümden oluşurlar. Yeniçeriler Kapıkulu ordusunun en kalabalık bölümüdür. “Orta” denilen bölüklere ayrılmışlardır. Her ortanın çorbacı başı denilen komutanları vardır. Yeniçerilerin en yüksek rütbeli komutanları “Yeniçeri ağası” dır. Teknik sınıflar ise şunlardır: Cebeciler, Topçular ,Top arabacıları, Lağımcılar, Humbaracılar .

Yardımcı kuvvetler Osmanlı hakimiyetine giren beyliklerin veya devletlerin Seferlere belirli sayıda asker göndermekle yükümlülükleri vardı .Osmanlı devleti kuruluş zamanındaki Anadolu beyliklerinin Osmanlı devletine asker göndermişler. Yükselme devrinde de  iç işlerinde serbest dış işlerinde Osmanlıya bağlı Eflak, Kırım, Boğdan ve Erdel beylikleri seferlere  ordularıyla katılmışlardır.

Donanma

Daha öncede bahsettiğimiz gibi Osmanlı donanma gücüne Karesioğulları beyliğini ele geçirerek elde etmişti. Karesioğulları donanmasına sahip olan Osmanlı Devleti, Edincik ve Karamürsel’de deniz üsleri kurmuştur. Ardından İstanbul, Süveyş, Gelibolu ve Rusçuk’ta tersaneler kurulmuştur. Fatih devrinde donanmaya 400 yeni geminin katılması ile donanma güçlenmiş ve II. Bayezit devrinde birçok kaptan ve paşa yetişmiştir. Kanuni devrinde ise Osmanlı Donanması en parlak dönemini yaşamış ve Doğu Akdeniz’in en güçlü donanması olmuştur. Bu dönemin en ünlü denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa’nın gayretleri ile Akdeniz “Türk Gölü” haline gelmiştir.

Osmanlı devletinin iki türlü donanması vardı. Bunlar Deniz donanması ve Nehir donanması idi. Osmanlı devletinin Nehir donanmasına İnce donanma denirdi. Nil, Fırat ve Tuna ırmaklarında büyük nehir donanması bulunurdu. Orta Avrupa’ya yapılan seferlerde ordunun ihtiyacı olan malzemeler Tuna nehri donanması ile taşınırdı. İran seferlerinde Fırat donanması taşıma yapardı. Doğu Afrika seferlerinde Nil donanması önemli hizmetler yapardı. Osmanlı devletinin Deniz donanmalarının önemli üsleri ; Süveyş, Basra, Kuzey Afrika, Gelibolu, Haliç, Kırım, Hazar, bölgelerindeki Liman ve tersanelerdi. Osmanlı devletinin en büyük tersanesi Haliç de bulunuyordu. 16.yy da Haliç tersanesinde 40. bin kişi çalışıyordu.

Donanmada görev yapan askerler hazineden maaş almazlardı. Geçimlerini ganimet ve kendilerine tahsis edilen toprak geliri ile sağlarlardı. Donanma personeli yaz aylarında sefere çıkar sonbahar da evlerine dönerlerdi. Kışın donanmada Nöbetçi personel görev yapardı.   Osmanlı donanmasında görev yapan askerlere “Levent” denirdi. Donanmanın başındaki komutana ise ”Reis” denirdi. Donanmanın başında bulunan en büyük komuta ise “Kaptanıderya” denirdi. Osmanlı Donanması’ndaki gemilere Fırkate, Karamürsel, Kırlangıç, Kalita, Kadırga, Baştarda, Kalyon ve Mavna gibi isimler verilmiştir.

Osmanlı Donanması sırasıyla İnebahtı, Çeşme, Navarin ve Sinop’ta olmak üzere dört kez yakılmıştır.

Fransız yazarı Montaine , Osmanlı ordusunu ve karargâhını şöyle tasvir eder: “İlk dikkat ettiğim husus, muhtelif teşkilâta mensup Türk askerlerinin, kendi karargâhları içinden hârice çıkmamaları idi. Bizim karargâhlarda cereyan eden işleri bilenler, buna inanmakta zorluk çekerler. Fakat gerçek şu ki, her tarafta tam bir sükûnet ve sessizlik hüküm sürüyordu. Katiyen kavga ve münakaşaya tesadüf edilmiyordu. Hiçbir zorlama ve şiddet harekâtı görülmüyordu. Sarhoşluktan yahut kafa kızgınlığından ileri gelen yüksek sesler bile yoktu. Bundan başka, her taraf tertemizdi. Gübre yığınları, süprüntüler görülmüyordu. Göze yahut buruna fena gelecek hiçbir şeye tesadüf etmedim. Bu gibi şeyleri Türkler yakıyorlar yahut uzağa götürüyorlar. Neferler de büyük bir çukur açarak, pislikleri oraya gömüyorlar ve karargâhı tertemiz tutuyorlar. Bizim askerimiz arasında olduğu gibi hiçbir tarafta bir sarhoşluk, cünbüş yahut kumar gibi şeylere tesadüf edemezsiniz. Türkler kâğıt ve zar oyununu bilmezler.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here