Başlangıç / Gündem / Köşe Yazıları / Ne Uğruna Yaşıyoruz?

Ne Uğruna Yaşıyoruz?

Ne Uğruna Yaşıyoruz?

Ne Uğruna Yaşıyoruz? Umutsuzluk ciddi bir sorun. Hayatta her şeyi elde etmiş olmaktan dolayı değil de, az biraz gözlem yeteneği gelişmiş olanların görebileceği günümüz insanlarındaki kişisel hırsın, insanları insanlıktan çıkartmış olduğu gerçeği umudumu kırıyor. Ve bu insanlıktan çıkmışların sayısı ne yazık ki çok fazla, erdemli insanın sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor maalesef ki…

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden birisi, yüce metropolümüz İstanbul’da sokağa çıktığınız zaman Türkiye’nin her yöresini görebiliyorsunuz. Diyarbakır’dan Ankara’ya, Edirne’ye her insanı görebiliyorsunuz. Hatta yurt dışından esintilerin sayısı bile oldukça fazla. İstanbul tam bir mozaik. Yalnız bu mozaik cıvıl cıvıl renkleri olan insanın içini açan bir mozaik midir yoksa kapkara, is dolu ve insanı boğan bir mozaik midir bu sizin bakış açınıza göre değişebilir.

Öyle çok karamsar bir insan değilimdir. En kötü şartlarda, en kötü yerlerde yaşamışlığım var. Büyük baskılarla da karşı karşıya kalmışlığım mevcut. Yine de bu mozaik hakkında karamsarlığımı saklayamacağım. İnsanoğlu dediğimiz sözde beyni olan ve iyiyi – kötüyü ayırt edebilecek yeteneğe sahip bir mahluk. Ancak gel gelelim günümüz toplumlarında sapkınlık, yoldan çıkma had safhada. İşte bu pozisyonda İstanbul’da sokağı gözlemlediğim zaman görebildiğim tek şey pislik. Eşcinsel insanlar, ağzında küfür eksik olmayan baylar ve bayanlar, karısını kumar masasında kaybedenler, metrobüste kızı yaşındaki çocukları taciz edenler…

Devam…

Sürekli birbirine üstünlük sağlamaya çalışan dostluklar, başkalarının kuyusunu kazmaya çalışan iş arkadaşları, dedikodu – fitne – fesat üçgeninde insanların mahremleri hakkında atılan iftiralar… Kendi tarihine hakaret eden televizyon dizileri, ülke topraklarını peşkeş çekerek yabancılara satan siyasiler, kalabalık trafik, ter ve sapıklık kokak toplu taşıma araçları…

Giderek artan ensest ilişli oranları, erkeklerin kadınsı – kadınların erkeksi olduğu sapık insanlar sürüsü, çalışanın eşek yerine konduğu – yalakalık yapanın az iş yaparak çok fayda almasını sağlayan kapitalist düzen sistemi…

Her sohbet ortamında Allah – Kitap indiren dayıların leş gibi sigara kokmaları, genç kızlarla ilgili seviyesiz sohbetleri, zenginin fakire yardım ediyorum gösterişi ile egosunu tatmin ederek yoksul insanları bir nevi aşağılamaları…

Sebep arıyorsak sebep mi yok? Bu dünyaya biz fazlayız. Çünkü gerçekten erdemli bir birey olma amacına sahibiz. Bu iradeye de sahibiz. Kusura bakmayın “ego” denen şey, benim arabam Ali’nin arabasından iyi ya da benim kuaförüm 200 TL onunkisi 50 TL ben öyle yerlerde vücuduma dokundurtmam diyen Ayşe’nin yaptığıdır. Gerçekten iyi olan insanların “ben iyiyim ve düzgünüm” demeleri ego değil hakikattir.

Hakikat ise malesef ki bir işe yaramıyor. O nedenle bizler bu dünyanın insanları değiliz. İlk yarıyı 1-0 mağlup kapatmak bizim kaderimiz. Gelecek dünyalar için çalışmak ise tek tesellimiz…

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePrint this page

Hakkında: Alparslan Bilekbükmez

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir