Ana sayfa Tarih Cumhuriyet Tarihi Menderes Dönemi Politikaları ve Sonuçları

Menderes Dönemi Politikaları ve Sonuçları

79
0
PAYLAŞ
Adnan Menderes

Adnan Menderes

Menderes Dönemi Politikaları ve Sonuçları

Menderes Dönemi Politikaları ve Sonuçları

Menderes iktidarlarının önceki döneminde alınan borçların geri ödenememesi ve dış ticaret açığının çok artması nedeniyle, 1958 yılından itibaren Türkiye ekonomisi zorluklar yaşamaya başladı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlı devalüasyonu yapıldı, dolar 2 liradan 9 liraya çıkarıldı. Türkiye 600 milyon dolar dış borcunu ödeyemeyeceğini açıklayarak moratoryum (borçların ödenemeyeceği ve yeni bir ödeme planına bağlanması ilanı) ilan etti ve IMF ile ilk stand-by anlaşması imzalandı.

Menderes, liberal ve dışa açık bir iktisat görüşüne sahipti ve özel girişime geçmiş iktidarlara göre daha fazla serbesti tanıdı. Ekonomik girişimleri önceleri toplumun yoksul kesimini mutlu etti, ancak uzun vadede ekonominin dengesi bozuldu ve aşırı dış alıma (ithalata) sebep oldu. Sanayileşme ve ekonomik gelişmeyle birlikte kırsal kesimden İstanbul gibi büyük şehirlere göç hızlandı. Bu yüzden de büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı.

Menderes, en çok eleştiriyi dışa bağımlılık politikaları yüzünden almıştır. Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları, Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası, Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapatıldılar. Nuri Demirağ, THK aleyhine açtığı davasını kaybettikten sonra, Türkiye’de adalet kavramının gelişmesi için tek parti diktatörlüğünün devrilerek çok partili demokratik düzenin getirilmesi gerektiğine inanmıştı.

Demirağ, bu düşünceyle siyasete atıldı. 1945 yılında Türkiye’nin ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Parti, 1946 ve 1950 seçimlerinde meclise giremedi. 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den adaylığını koyan Demirağ, Sivas milletvekili seçildi.

1930’ların sonlarında başlatılan Banknot Matbaası kurma işi İkinci Dünya Savaşı nedeniyle aksadı; ancak 1951 yılında kuruluş süreci yeniden başlatıldı ve 1958 yılında Ankara’da Banknot Matbaası kurularak, ilk banknotların Birleşik Krallık’ta basılmaya başlanmasından 120 sene sonra Türkiye Cumhuriyeti banknotlarının artık Türkiye’de basılması sağlandı.

Menderes’in Başbakan olarak tek başına iktidarda bulunduğu 1950-1960 döneminde, Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7.8 oranında büyüdü ve Türkiye’nin GSMH’si dünya toplamının binde 6.43’ünden, binde 7.52’sine yükseldi.

Demokrat Parti Dönemi Gelir ve Devlet Harcamaları

Tek parti döneminde olduğu gibi DP iktidarı döneminde de, tarımın ekonomideki payı büyüktür. Fakat bu pay, DP iktidarının sonlarına doğru azalmaya başlayacaktır. Tarım gelirleri, 1950 yılında % 50 iken 1955 yılında % 46’ya inmiş; faal nüfus içinde tarımla uğraşanların sayısında da bir azalma yaşanmıştır. 1950’lerde tarımla uğraşan nüfus % 84,1 iken 1955’den sonra bu oran % 76,8 e düşmüştür.

Buna karşılık sanayi gelirleri yükseldiği gibi, sanayideki faal nüfus miktarı da artmıştır. Faal nüfusun tarımdan sanayiye hızlı geçişi, sanayi gelirlerinde artım sağladığı gibi milli gelirde de hızlı bir yükselişe neden olmuştur. Örneğin, 1950’lerde sanayideki reel gelir, %61,4 iken; bu yıldan sonra yıllık artış hızı % 10,2’ye yükselmiştir. 1950 yılında sanayi gelirleri, o yıl milli gelirinin % 11,1’ini teşkil ederken bu oran, 1956’da % 12,3’e yükselmiştir. Buna bağlı olarak da sanayide çalışan faal nüfus oranı, 1950’de % 4,1 iken 1956’da % 6,8 oranında bir artış göstermiştir.

Menderes’in İcraatları:

Dönemin cumhurbaşkanının resimlerinin paraya basılması değiştirildi ve bütün paralara Atatürk’ün resimleri basılmaya başlandı.

Türkçe okunmaya başlanmış ezan, yeniden Arapça okunmaya başlandı.

Menderes hükümeti, 1951 yılında Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler kuvvetlerine Türk tugayı ile katılmasına karar vererek, CHP’liler tarafından çok tartışılan bir karara imza attı. Bu, aslında Türkiye’nin Soğuk Savaş’ta Batı Bloğu tarafında yer aldığını göstermek için yaptığı bir siyasi manevraydı. Bunun neticesinde, Türkiye 1952’de NATO’ya tam üye olarak kabul edildi.

Halkevleri kapatıldı ve köy enstitüleri öğretmen okullarına dönüştürüldü.

1950-1954 yıllarında Türkiye ekonomide kalkınma dönemine girdi. Bu dönemde serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi. Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi. Yabancı sermayeyi teşvik yasası çıkarıldı. Gelen krediler özellikle tarım alanında kullanılmaya başlandı. Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı. Marshall Planı’nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. 1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu. Bu dönemde Türkiye’nin gayri safi milli hasılası, yılda ortalama %9 oranında büyüdü.

1955 yılında ekonomide tıkanmalar başlamıştı. Dış borçlar giderek artıyordu, ödeme dengesi bozulmuştu, döviz girişi yeterli değildi.

Bu arada Kıbrıs’ta 1 Nisan 1955’te faaliyete geçen ve Kıbrıslı Türklere saldırmaya başlayan, Türk köylerini yakıp yıkan EOKA’ya karşı Türk halkının savunmasını yapacak bir örgütlenme ihtiyacı duyan Kıbrıs Türkleri, çeşitli küçük mukavemet grupları oluşturmuştu. 27 Temmuz 1957’de Adnan Menderes’in talimatı ile Hariciye Vekili (Dışişleri Bakanı) Fatin Rüştü Zorlu ve Korgeneral Danış Kara Belen’in önderliğinde Rıza Vuruşkan, Burhan Nalbantoğlu, Rauf Denktaş ve Kemal Tanrısevdi tarafından Lefkoşa’da Türk mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu. Menderes tarafından örtülü ödenekten finanse edilen TMT, küçük grupları birleştirerek, tüm Kıbrıs adasına yaygın, her Türk köyünde varlık gösteren, Rumların EOKA örgütüne karşı çarpışan güçlü bir mukavemet teşkilatı olmuştur.

Seçim Yasası’nı değiştirerek seçimlerde partilerin ittifak yapmasını önleyecek maddeler ve partisinden istifa eden bir kişinin 6 ay geçmeden başka bir partiden milletvekili seçilmesini engelleyecek bir madde ekledi. Basın, bu maddeye “köprülü maddesi” adını taktı.

Menderes, 1957 seçimlerinden sonra İstanbul’da imar çalışmalarına ağırlık verdi ve Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Vatan Caddesi, Millet Caddesi ve Edirne Asfaltı (şimdiki E-5 otoyolu) yollarını açtı. Bu arada, en ileri teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesi ve yeni nesillere öğretilmesi için Amerikan Ford Vakfı’nın yardımıyla Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesini, Trabzon’da da Karadeniz Teknik Üniversitesini kurdu.

1959 yılında, Menderes Hükümeti’nin ortaklık anlaşmasını imzalamasıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

27 Mayıs Dönemi:

1955 yılından itibaren, ekonomideki sıkıntılar ve 6-7 Eylül olayları gibi sebeplerle ülkede siyaset sertleşmeye başladı.

Kırşehir, 1954 seçimlerinde Osman Bölükbaşı’nı tekrar milletvekili seçtiği için ilçe yapıldı. (Adnan Menderes, konuyla ilgili Mecliste ‘Türkiye’nin hiçbir vilayetinde yüzde 3’ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen Kırşehir’in, bir içtimai ve siyasi bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Evet, biz açık konuşuruz’ şeklinde konuşmuş ve Osman Bölükbaşı da cevaben; “vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun” demiştir.)

CHP ve Hürriyet Partisi’nin birleşme çabası karşısında, 1957 seçimlerinden önce seçim yasasını değiştirerek partilerin ittifak yapmasının önleyen maddeler eklendi ve DP’den istifa eden Fuat Köprülü’nün başka bir partiden milletvekili seçilmesini engellemek için partisinden istifa eden bir kişinin 6 ay geçmeden bir başka partiden milletvekili olamayacağı şeklinde bir hüküm kondu.

Bu arada DP, Vatan Cephesi’ni kurdu. Artık radyoda her gece Vatan Cephesi’ne katılanların isimleri okunuyordu. Bu olay karşısında İstanbul’da bazı vatandaşlar, ajans haberlerini dinlemeyenler derneğini kurdular. Bu tarz olayların yaşanması, ülkeyi kamplaşmaya itti. 1960 yılında ise muhalefet ve iktidar arasındaki ilişkiler, kopma noktasına geldi.

Meclis dışında ise üniversitelerde hükümete karşı protestolar düzenleniyordu ve 27 Mayıs 1960 tarihinde sabaha karşı saat 4’te radyoda Kurmay Albay Alparslan Türkeş, TSK olarak yönetime el koyduklarını bildirerek askeri darbenin sebeplerini bir radyo bildirisi ile halka duyurdu. 27 Mayıs Darbesi, emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır; 37 düşük rütbeli subayın planları ile icra edilmiştir. Kritik mevziler, bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hale getirilmesi ile ele geçirilmiştir. Sonra cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri tutuklanarak, hükümet; 235 general ile 3500 civarında subay (daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilerek ise ordu; 1402 üniversite öğretim görevlisi görevden alınarak ve bazı üniversiteler kapatılıp el konularak, üniversiteler ve nihayetinde 520 hâkim ve yargıç görevden alınılarak, yargı kontrol altına alınmıştır.

Darbe sonrasında, yeni bir anayasa oluşturulması için ülkenin önde gelen hukuk profesörlerinden bir anayasa komisyonu kuruldu. Menderes ve diğer DP üyeleri ise bulundukları Yassıada’da kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanmaya başladı. Yapılan oturumlar her gece radyoda Yassıada Saati programında halka duyuruluyordu.

Menderes Dönemi – Alıntıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here