İnancımızı Kaybetmeseydik Savaşı Kazanırdık

turk-bayragi-bayrak-ataturk-29-ekim2002 sonrası gündem giderek yoğunlaşmaya başlamıştı. Belli bir süre sonra takip edilemez hale geldi. Hele ki sosyal medyanın da giderek gelişmesi ve sadece gençlerin kullandığı oluşumlar olmaktan çıkıp, tüm neslin kullanmaya başladığı bir alışkanlık olmasından sonra ortalık çok karıştı.

At İzi İt İzine Karıştı

Bugün, kimin eli kimin cebinde gerçekten belli değil. Yani baktığımız zaman bir yanda AKP bir yanda CHP bir yanda MHP bir yanda Paraleller bir yanda HDP bir yanda Türkçüler bir yanda CHP dışı Atatürkçüler. Bu saydığım grupların hepsi birbirinden bağımsız ve nitekim dost oldukları pek söylenemeyen gruplar. Ancak kimin kimin hesabına çalıştığı hiç mi hiç belli değil. Yani çok ilginç tablolar göz önüne çıkmakta.

Türk Genci Ne Yapacağını Bilmiyor

kobani_5929Bu başlık gerçekten son derece doğru. Gözlem yeteneği had safhada olan birisi olarak gözlemlediğim hem de değişik parti mensubu gençlerle konuştuğum zaman meydana bu sonuç çıkıyor. Yine 2002 sonrasında ortaya çıkan oluşumlarla beraber meclis içerisindeki partiler hep aynı olmaya başladı. Yani genel olarak AKP – CHP – MHP – Bağımsız (HDP) şeklinde idi. Bugün bu durum hala aynı. Ülkede harekete geçmiş bir siyasi oluşum 10 yıldır yok. Demek ki bu ülkenin nabzı gerçekten durmuş durumda.

Bugün MHP destekçisi olsun, CHP destekçisi olsun (CHP’yi gerçek Atatürk Partisi olarak düşünenler), Demokrat Parti tabanından gelenler olsun, Saadet Partisi tabanından gelenler olsun yani ülkenin menfaatini şuurlu bir şekilde düşünen, devletini ve milletini seven bu ülkenin farklı renkleri olarak sırf alternatifsizlikten oy vermekteler. Bu yüzden düzen partileri hala daha değişim göstermemektedirler. Yaşlı kuşak bir kenarda dursun özellikle kültürlü gençler ve bu milletin öz evlatları içerisinde her şeyin | samsun escort | izmit escort | mersin escort | farkında olan geniş bir kuşak var. Milli Kalkınmanın önemini bilen ve devletin kırmızı çizgilerine hakim olan bir kuşak. Ülkenin üretmediğinin farkında olan, milli prestijin, milli paranın kısacası milli olan her şeyin değer kaybettiğinin farkında olan bir kuşak. Sorun ise bu kuşağın dağınık olması. Yeni bir hareket olmadığı gibi mevcut hareketlerin de eski köhne zihniyetlerinden kurtulamamış olması dolayısı ile bu kuşağın öndersiz kalmasıdır. Bugün AKP içinde bile büyük bir kesim alternatifsizlik yüzünden AKP’ye oy vermektedir.

Onurumuz Hala Ayaklar Altında

Çuval Olayı
Çuval Olayı

Bu söz üzerine bana belki fazlasıyla kızacaksınız. Belki haklısınız da ancak 4 Temmuz 2003 ‘de tarihe Çuval Olayı olarak düşen Türk Askerinin Başına, Irak’da ABD askerlerince çuval geçirilerek rehin alınması olayının karşılığı halen verilememiştir. 19 Ekim 2009’da bebek katili PKK’nın mensuplarının Habur Sınır Kapısında kahramanmış gibi karşılanması olayı da tarihe kara leke olarak düşmüştür.  Bugün zulüm altında olan Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin İsa Yusuf Alptekin’den sonraki en büyük lideri olan Rabia Kadir’in iki defa Türkiye’ye giriş izni istemesine rağmen Rabia Kadir’e Türkiye’ye giriş izni verilmemesi, sırf Çin ile olan ticari ilişkilerimize zarar gelmesin diye böyle bir tavır sergilemek yine milli onurumuzu zedelemiştir. Yine Rabia Kadir gibi, İran sınırları içerisinde bulunan ve Türk Milleti için Turan’a giden yol olarak adlandırılan Tebriz kenti başta olmak üzere İran’da yaşanGüney Azerbaycan Türkleri’nin lideri Mahmut Ali Çöhreganlı’ya da Türkiye’ye giriş izni verilmemiştir.

Habur'da kahraman gibi karşılanan pkklılar
Habur’da kahraman gibi karşılanan pkklılar

Benim için en önemli konu, devletin ve milletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan Türk Silahlı Kuvvetleri personelleri ve emekli personellerine ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı ile ilişkili personel ve emekli personellere “Ergenekon” davası adı altında (ki Ergenekon Türkler için çok önem teşkil eden bir destan adıdır) operasyonlar düzenlenmiş, ordu içerisinde savaş durumunda başa geçecek rütbeli neredeyse kalmamıştır. Bu operasyonun iç detayları dikkate alındığında Türk Milletinin en önemli özelliklerinden biri olan “askerlik” kavramı üzerine operasyonlar yapılmış ve Türk Askeri’nin onuru dolayısı ile Türk Milletinin onuru bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Ki yine yakın zamanda Diyarbakır Lice ilçesinde askeri kışla önünden PKK eylemcileri bayrak indirmiş ve yine cevap verilmeyerek onurumuz bir kez daha kırılmıştır.

Bunların Hepsi Şok Etkisi Yaratmıştır

Sürekli ve istikrarlı bir şekilde saldırılara uğrayan Milli Onurumuz dolayısıyla bu devletin has çocukları çok farklı alanlara dağılmıştır. Yeni yetişen nesil milli duygulardan habersiz yetişmektedir. Çünkü biz “her türlü milliyetçiliği ayağımızı aldık” sözleri ile büyümüşlerdir. Süleyman Şah türbesinde verilen taviz ile büyümüşlerdir. Onlar zamanın Başbakanı Tansu Çiller’in Kardak Kayalıkları olayında dediği gibi “o bayrak inecek, o asker gidecek” sözlerine hakim olamamışlardır.

Bu gibi olaylar bizler için çok önemli şeylerdir. Bu duruş, bu tavır bizim başımızın dik gezmesini sağlayacak tavırlardır. Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devleti olması sebebi ile en yakın olması gereken yerler olan Kerkük, Musul Erbil gibi Türkmen şehirlerindeki Türkmen katliamlarına sessiz kalmaktadır. Bu gibi bizi içten içe mahveden durumlar yüzünden Türk Gençleri kendine güvenini kaybetmiştir. Hareket alanı kısıtlanmış, ne yapacağını bilemez hale gelmiştir. Bugün Türk Devletlerinin lideri olması beklenen Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki “Büyük Ortadoğu Projesi” baş kahramanı olmuştur.

Son günlerin gündemi olan Doğu Türkistan zulümleri bizleri mahvetti. Ancak keşke yerin dibine girseydik dedirten başka bir olay oldu. Ne müslüman ne de Türk olan Japonlar bile Doğu Türkistan için faaliyetler yürütürken biz Türkiye’nin sessiz kalması üstelik o gün cinsi sapık olan LGBT’lilerin yürüyüşünün bile daha çok ilgi görmesi beni mahvetti. Eminim sizlerin de kanına dokunmuştur. Biz ne ara bu raddeye geldik. Artık bu bir sitemdir gerçekten. Umarım milli duygularımızı en kısa sürede hatırlar, “SAĞLIKLI” bireylere sahip oluruz.

İnanmadan Zafer Kazanılmaz

 

Tüm bu yukarıda bahsettiklerim ve teferruatları ile birlikte bizlerin inancını yıpratmış, bir ümitsizliğe mecbur bırakmıştır. Bizler inanmalı ve savaşmak zorundayız. Bu sebeple moralimizi yüksek tutan durumlar içerisine girmeli, birlik olmalı ve tepki vermeliyiz. Savaşın içinde olmalıyız. Büyük filozofun dediği gibi;

Hangi destan savaşmadan yazıldı?

Peki amacımız mı nedir?

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur !

Feyyaz Dostum

Hakkında: Feyyaz Dostum

Her hususta bilgi, her hususta kazanç demektir. 1987'den beri...

Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir