Ana sayfa Gündem Köşe Yazıları Etmesin Tek Vatanımdan Beni Dünyada Cüda

Etmesin Tek Vatanımdan Beni Dünyada Cüda

198
0
PAYLAŞ
Suriyelilere Vatandaşlık
Sevr Haritası

Etmesin Tek Vatanımdan – Suriyelilere Vatandaşlık

Biz ki yedi düvele karşı bin bir çaresizlik, bin bir yoksulluk içinde savaşmış; her türlü kalleşliği yaşasak da vatanımızı bırakmamış ve sonunda cihanı dize getirmiş bir milletiz. Tüm bu tarihi özetleyen İstiklal Marşı’mız da birazdan değineceğim konuyu Akif şöyle özetliyor;

Canı, cananı bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Yıllardır bu ülkede ömür geçirmiş insanların bildiği halde anlayamadığı – ki bunun adı şuursuzluktur – bu cümleleri kelimelere yabancı genç kardeşlerimiz için bir kez daha açıklayayım.

Bu iki satır o kadar anlam yüklüdür ki; canımı, sevdiklerimi, mal varlığımı, yokluğumu, ruhumu, her şeyim feda olsun, elimden alınsın da, Allah Tanrı bizi dünyada vatansız koymasın! diyor Akif. Bu sözler sadece Akif’in değil, Akif’in nezdinde Türk Milletinin ağzından çıkıyor. Nitekim Türk Milleti vatanını düşman elinden alıyor ve bugünkü adıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruyor.

Suriyelilere Vatandaşlık Verilecekmiş

Şimdilerde ise yeni bir konu gündemimize oturmuş durumda. PKK terörü, IŞİD terörü, ekonomik sorunlar, eğitim problemleri, siyasi kargaşa ve ülkedeki bölünmüşlük bu düzeye gelmişken her şeyi bıraktık Suriyelilere vatandaşlık vermek tek derdimiz oldu. Tabi ki bunun altında yatan temel amaç siyasi iktidarı kaybetmemek adına yaklaşık 4-5 milyonu bulabilecek Suriyelilerin oyunu alarak iktidar koltuklarını sağlamlaştırmak. Yoksa vatandaşlık falan söz konusu bile olamaz zaten.

İkinci Milliyetçilik Akımı başlıklı yazımda ifade etmiş olduğu üzere Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde bir yenilik rüzgarları esiyor ve öngörülerim MHP olmasa bile AKP iktidarına ortak bir parti çıkabileceği yönünde. MHP’deki hareketlilik bunun sinyallerini veriyor. E hal böyleyken birilerinin iktidarlarına sağlama almaları konusunda girişimde bulunuyor olmaları da şaşırtıcı değil.

Her şey bir yana oturup da mantıklı düşünüldüğü zaman Suriyelilerin bugün dünya üzerindeki sıfatlarının ya da tanımlamalarının ne olduğu az biraz ortada. Suriyeliler bugün VATANSIZ‘dır. Vatanlarını bırakıp kaçmış, ele avuç açmış ve hepsi bir yana gittikleri ülkelerde dilencilik ile geçimlerini sürdürmek bir yana dursun terörü de kendileriyle beraber götürmüşlerdir. Şimdi bu yazıyı okurken bazılarınız “yahu ne kadar da vicdansız bir adam bu” diye sitem edecekler. Bunu ister vicdansızlık, ister zalimlik olarak adlandırın ama hakikat budur. Nereye giderlerse gitsinler; hepsinde ikinci, üçüncü sınıf insan muamelesi görecekler: çünkü vatanları yok! Bırakıp kaçmışlar.

Sadece Suriye’de mi Savaş Oldu?

Çok yakın zamandan örnek vereceğim. Gazze! Gazze! diye inleyen sünepeler vardı. İnsani yardım yapacağız diye türlü türlü şaibelere karışanlar falan. Tüm Türkiye elini kalbine koymuştu; bırakın din kardeşliğini vesaire, orada halk mazlumdur diyerekten insani vazife olarak her kesim elinden geldiğince Filistin’e yardımcı olmuşlardı. Hem de AKP’li MHP’li CHP’li, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Fars demeden oradaki insanların vatanlarının işgal edildiği ve haksız yere zulüm altında olduklarını düşündükleri için her kesimden insan Filistin’i boş geçmedi. Peki ya Filistin’den dünyanın herhangi bir yerine bu kadar toplu bir göç oldu mu? Olmadı. Kaldı ki orada kullanılan silahlar içerisinde direkt asitli silahlar da mevcuttu. Demek ki insanlar için her şey canlarından ibaret değilmiş. İlk paragrafta Akif’in yazmış olduğu gibi; ulu önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün ifade ettiği gibi; “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” diyerekten ama öyle ama böyle vatanlarını müdafaa girişimlerinde bulunmuşlardır.

Peki ya hep yetim bırakılan Türkmenler? Hala daha Kerkük’ü korumuyorlar mı? Onurlu, gururlu, canı pahasına savunuyorlar Kerkük Kal’asını. Üstelik kavim kardaş dedikleri sessiz kalırken, tüm umutları yerle yeksan olmuşken. Onlar da hep bahsederlerdi Türkülerinde bu sitemlerini. Ne kadar duyduk ki? Ama bırakmadılar vatanlarını. Ne güzel özetliyor Mehmet Özbek’in seslendirdiği Mum Kimin Yanan Kerkük türküsü;

Elinde yad elinde
Öt bülbül yad elinde
Bir diyâr mezar olsun
Kalmasın yad elinde

Benim vatanım yerle bir olsun, canımız feda olsun ama başkasının eline geçmesin diyor.

Kafkaslarda Ahıska Türkleri, Doğu Türkistan’da soydaşlarımız, Çeçenya’da Çeçenler… Örnekleri arttırmaktan yana bir sıkıntı yok. Ama belki de birilerinin emirleri ve öngörüleri üzerine Suriyeliler’in Türkiye’ye ve Avrupa’nın bazı mutelif bölgelerine yayılmasının önü açıldı. Bu süreç ülkemiz adına pek olumlu şeyler getirecek mi soru herkesin aklında bir yerde yer alıyor.

Tabi ki her anlamda sıkıntı. Düne kadar dedelerimizin mezar taşlarını okuyamıyoruz safsatası altında Osmanlıca nerede ise resmi dil ilan edilecekti. Tek sorunlarının dedelerinin mezar taşları olmadığını sanıyorum ki tahmin ediyorsunuzdur. Gelecek dönemde gündeme gelecek bazı şeyler için kendilerine alt yapı ve gündem oluşturuyorlardı. Suriyelilerin vatandaşlığa geçecek olması ellerine ne gibi kozlar verecek maddeleyerek izah edelim;

  1. Yeni anayasa içerisinden Türklük kavramını çıkartmak istedikleri zaten alenen bilinen bir şeydi ve Suriyelilerin gelmesiyle memleketteki Türk oranı düşeceği için çıkıp da “bakın biz çok milletli bir devletiz, bu devlette sadece Türkler yaşamıyor. Devletin ismi, devletin dili, devletin milleti değiştirilmeli” diyerek Türkiye’nin altına döşemiş oldukları dinamitleri patlatacaklar.
  2. Ortadoğu’nun sürüklendiği savaş ortamını – her yerde bombalar patlaması vs – Türkiye’de son yıllara kadar yapamadıkları için, ülkeye giren milyonlarca Suriyeli ile beraber oluşturacaklar; ki oluşmaya başladı bile. Ülkenin en güvenli yerlerinden olan hava alanında bile bombalar patlar oldu. Yakında bizler de her yeri bomba ile patlayacak bir ülke olacağız. ( Olmamız için uğraşıyorlar)
  3. Tüm bu olanlar sonucunda yıkılacak olan Türkiye yerine kukla devletçikler kurulacak; Türklere sadece İç Anadolu Bölgesinde ve Batı Karadeniz’de bir kesim topraklar verilecek ve diğer yerler piyonlar tarafından dünya devlerine hizmet vazifesi göreceklerdir. Çünkü, Türk İstihbaratının en güçlü olduğu dönemlerde yazmış olduğu raporlarda petrol bir yana Emperyal güçlerin asıl hedeflerinin su rezervleri olduğu ve Türkiye’nin de su rezervleri ile ilgili olarak dünya rezervinin büyük bölümüyle ilişkişi olduğu raporlanmıştır. Bu rapor doğrultusunda hedef Türk topraklarıdır. Sadece su değil, dünya bor rezervinin %70’inden fazlasının Türklerin elinde olması da bir sebep. E son madde de petrol. Onu da elde ettiler zaten. Su ve Bor hedefleri kaldı ve onun içinde hedeflerine çok da uzak değiller. Çünkü Türk Milleti şuurunu kaybetmiş, sözde demokrasi, hümanizm ve eşitlik safsatasıyla özünden uzaklaştırılmıştır.

Bu yazdıklarım komplo teorisi olarak gelebilir. Ancak zaman içerisinde haklılığım ortaya çıktıkça diyeceksiniz ki; “İstihbarat Budur!

Suriyeliler Türkiye’nin çöküşünün üçüncü ayağıdır. Temennim ve Allah Tanrı’dan duam şudur ki; inşallah milletçe şuurumuzu geri kazanabiliriz de bu planları tersine döndürebiliriz. Elin vatansızlarına karşı çıkmayarak, vatansız kalmaya doğru gittiğimizin farkına varabiliriz. Çünkü her şey planlı ilerliyor. Vatandaşlık olayı da sadece bir plan. Vatandaşlık işi hükümeti falan da aşar. Daha büyük yerlerin planları bunlar.

O şiirde de dediği gibi çıkıp biz de söyleyebiliriz inşallah;

Benim bozkurt yurdumda çakalların işi ne?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here