Devlet Otoritesine Karşı Güvensizlik Oluşturma

terör örgütü– Yıldırma -Sindirme Korkutma -Devlet otoritesine karşı güvensizlik oluşturmak -Kaçırma, göçe zorlama ve terk …

Dünya üzerindeki tüm kanlı terör örgütlerinin varlıklarını koruma ve güçlerini arttırma amacına yönelik izledikleri bir psikoloji politikası bulunmaktadır.Bu psikolojik politika şunları içermektedir.

A- Karşı Etki Psikolojisi

• Yıldırma
• Sindirme
• Korkutma
• Devlet otoritesine karşı güvensizlik oluşturmak
• Sosyal yaşamda güvensizlik oluşturmak
• Terör örgütüne yönelik korku oluşturmak
• Kaçırma ve terk
• Halkı isyana teşvik

B- Örgütsel Etki Psikolojisi

• Örgüt içinde Sürekliliği sağlamak
• Militanları otoriteye karşı kullanmak
• Örgütsel birliği kutsal kılmak
• Amaç ve eylemlerini meşru göstermek
• Militanlara üstün cesaret yüklemek

Yukarıda yazılı olan unsurlar, terörizmin psikolojik politikasının başlıklarını içermektedir. Bu başlıkların içerdiği ayrıntılar ise şöyledir;

KARŞI ETKİ PSİKOLOJİSİ

•Yıldırma

Direnmekten vazgeçirme, etkiyi kırma veya güç tüketme anlamına gelen yıldırma, terör örgütleri tarafından kullanılan bir psikoloji politikasıdır. Terör örgütleri yapmış oldukları eylemlerle öncelikle halkı “yıldırmayı” amaçlarlar. Halk arasında yılgınlık yaratarak, terör unsuruna karşı sosyal etkiyi kılmak, terör unsurunun psikolojik savaş yöntemidir.

• Sindirme

Sindirme; karşı etkiyi yok etme, bastırma ve dindirme anlamına gelmektedir. Terör örgütleri, yapmış oldukları eylemlerle halk arasında korku ve kaygı oluşturarak, halkın teröre karşı fiziki ve psikolojik tavrını yok etmeyi amaçlarlar. Bu psikolojik taktiğin adı sindirmedir.

• Korkutma

Var olan bir etki veya gücün karşısındaki kimsede çekince ve sıkıntı yaratma fiili korkutmanın karşılığıdır. Terör örgütleri ideolojik eylemleriyle halk arasında korku yaratarak, sınırsız ve garantili hareket etmeyi amaçlar. Bununla beraber, halk üzerinde oluşturulan korku sayesinde örgüt kendini güçlü gösterecektir.

• Devlet otoritesine karşı güvensizlik oluşturmak

Terörsel eylemlerin karşılığında, bu eylemleri bastıracak bir otorite kolluğuna ihtiyaç bulunmaktadır. Terör odakları daima, eylemlerini önleyecek otoritenin güçlü baskısından rahatsızlık duymuşlardır. Bu nedenle, terörsel eylemlerini arttırarak, otorite kolluğunun her eyleme müdahale şansını ortadan kaldırmayı amaç edinmişlerdir. Terör unsurunun bu noktada arzuladığı şey, otorite kolluğunun eylem yoğunluğu nedeniyle anında müdahale etkisini ortadan kaldırmak ve bu sayede, halkın devlet otoritesine yönelik güvenini kırmaktır. Terör örgütleri, bu psikolojik savaş stratejisini salt fiziki olarak değil, siyasi olarak ta kullanmaktadır. Terör örgütünün siyasi kuruluşları; örgütün varlık nedenini yerel ve evrensel kamuoyunda meşru kılmaya çalışarak, devleti; haksız ve baskıcı olarak göstermeye çabalamaktadır. Bu çaba, devleti, terörü bastırma konusunda zaafa uğratmayı amaçlamaktadır.

• Sosyal yaşamda güvensizlik oluşturmak

Terör örgütleri, yoğunlaştırdıkları eylemlerinin karşısında halkın yılmasını ve korkmasını, devletin ise terörsel eylemlere karşı etkisiz olmasını isterler. Bu nedenle, terörizm eylemlerini hep sinsice yapmaktadır.

Terör örgütlerinin vur-kaç yada tuzaklama sistemine dayalı eylemleri arttıkça, halk sosyal yaşam içerisinde huzursuzluk ve güvensizlik hissedecektir. Otoriteye bağlı kurumlar ise bunu engellemekle yükümlüdür. Terör örgütlerinin bu noktadaki amaçları, apansız eylemlerini arttırarak halkın can güvenliği konusunda kaygı hissetmesini sağlamaktır.

• Terör örgütüne yönelik korku oluşturmak

Terör grupları, yapmış oldukları eylemlerle halk içerisinde örgüte karşı korku uyandırmayı amaçlarlar. Halkın, örgütsel eylemler sonucunda terör unsurundan çekinmesini isterler. Bu sayede halkın teröre karşı ortak tepki geliştirmesini veya otorite ile işbirliği yapmasını engellemeyi amaçlarlar.

• Kaçırma, göçe zorlama ve terk

Kaçırma, göçe zorlama ve terk, genellikle bölücü terör örgütlerinin psikolojik savaş taktiğidir. Bölgesel anlamda etki olan terör örgütleri, faaliyette bulundukları coğrafyada yaşayan halkı göçe zorlayarak, bu bölgelerde kolluk gücünün değil, bölgesel nüfusun da azalmasını amaçlamaktadırlar. Bu amaçla, devlet idaresinin ve halkın varlığının bölgesel anlamda etkisiz kalması istenmektedir.

• Halkı İsyana teşvik

Halkı isyana teşvik, genellikle terör örgütlerinin propaganda kollarının üstlendiği bir psikolojik savaş stratejisidir. Terör odakları, devlet otoritesini zaafa uğratarak halkı devletine karşı kışkırtmak istemektedirler. Bu amaçla, terörsel eylemleri yoğunlaştıran terör örgütleri, kolluk kuvvetlerini yıpratmak bu sayede terörün etkisini çoğaltmak ve halkı isyana sürüklemeyi istemektedirler.

ÖRGÜTSEL ETKİ PSİKOLOJİSİ

• Örgüt İçerisinde Sürekliliği Sağlamak

Terör örgütlerinin, militansal, eylemsel ve yetkisel varlığını muhafaza etmeye ve iç dinamiği korumaya yönelik bir psikolojik taktiktir.

• Militanları otoriteye Karşı Kullanmak

Terörist örgütler, bünyesindeki militanları devamlı suretle devlete karşı kullanmak için psikolojik ikna ve telkin taktikleri kullanmaktadırlar. Bu militanı otoriteye karşı kullanmanın psikolojik boyutudur.

• Örgütsel Birliği Kutsal Kılmak

Örgüt içindeki grup dinamiğini korumak ve militanların örgüt amacını üstün bir dava gibi görmesini sağlamak için, örgütün varlık amacının kutsal gösterilmesine “Örgütsel Birliği Kutsal Kılmak” denmektedir.

Terör örgütleri, çatışmalarda kaybettikleri militanlara “şehit, devrim şehidi, dava şehidi” gibi unvanlar vermektedirler. Bu durum, terör örgütlerinin amaçlarını “kutsal” saydığının bir işaretidir. Bununla beraber, terör örgütleri varlık amaçlarını “kutlu dava, yüce dava” gibi ifadelerle anlatmaktadır.

Buradan anlaşılacağı üzere terör örgütleri varlıklarını korumak yada daha etkili kılmak için, örgütsel dinamiği duygusal varsayımlarla kuvvetlendirmeye çalışmakta ve amaçlarını “kutsal” olarak nitelendirmektedir.

• Militanlara Üstün Cesaret Yüklemek

Terör örgütleri, militanlarını; yaptıkları eylemlerin ve propagandaların etkisi ve yoğunluğuna göre sınıflandırmakta ve rütbe vermektedir. Bununla beraber, eylemsel gücü arttırmak için örgüt militanlarını “davanın neferi, kurtuluşun öncüsü” gibi atıflarla cesaretlendirmektedir.Terör örgütü mensuplarının bir çoğu, sosyal yaşamda statü edinememiş ve sosyo-ekonomik olarak zor durumda olan kimselerdir. Sosyal ortamda göremedikleri itibarı, örgüt içerisindeki hiyerarşiyle gören bu kimseler, kendilerine yükletilen yavan cesaret neticesinde sayısız kanlı eyleme imza atmaktadırlar. Açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Terör örgütleri amaçlarını hayata geçirmek için fiziki müdahaleyle birlikte her türlü psikolojik savaş stratejisini kullanmaktadırlar. Terör örgütlerinin bu hususta kullandığı insan gücü, sosyal yaşam içerisinde yer edinememiş kişiliklerden oluşmaktadır.

Beyin yıkama yöntemiyle, tutumları, tavırları, siyasi olaylara bakışı ve hayatı algılama biçimleri değiştirilen kişilikler, terör örgütleri tarafından militan olarak kullanılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir