Ana sayfa Gündem Köşe Yazıları Değişim

Değişim

152
0
PAYLAŞ
değişim

Değişim

Değişim – Özgün Kabacaoğlu

Ünlü sözün de dedidiği gibi; Değişmeyen tek şey değişimdir.

Hakikaten de tarihe baktığımızda, en değişmez dediğimiz şeyler dahi değişir, gelişir, bozulur, yerine yenisini bırakır. Kim bilir belki de meyvelerde gözlemlediğimiz hayat döngüsü, yani; Doğum, büyüme, olgunlaşma ve çürüme süreci aslında insanlarda, sosyal kurumlarda, iktisadi kurumlarda ve de tabi olarak fikri akımlarda da geçerlidir.

Sanırım böylede olmalı, zira kıyametin üzerine kopacağı insanlık, o gün çürümüş olacak, bugünlerde de olgunlaşma ve bazılarına göre ise çürüme evresinde. Ve bir zamanlar, mağaralarda yaşarken de bugünden farklıydık, değiştik, geliştik…

Fakat tüm bu gerçekler, ülkemizin siyasi hayatında ne yazık ki yokmuşçasına kabul görüyor. Daha doğrusu gerçekleşmeyeceği varsayılıyor. Bu sebeple de siyasi hayatlarının sonundaki çürüme dönemleri sebebiyle kötü anılan sayısız isim var. Halbuki doğru zamanda çekilmek, istifa kurumunu ve aktif siyaset yerine pasif siyaseti ve akil adamlık misyonunu yüklenme basiretlerini gösterebilselerdi, şuanda bir çok ismi çok daha iyi anıyor olacaktık.

MHP’de de buna benzer durumlar yaşanıyor. Devlet Bahçeli, açık bir şekilde, hayat döngüsünü belki de kırdığını düşünürcesine koltuğundan kalkmıyor. Halbuki, dünya ve Türkiye değişti ve MHP de değişmek zorunda Şayet değişmez ise, hayat, MHP’yi çürümüş kurumlar kategorisine alacak.

Artık dünya soğuk savaş yıllarından farklı; Milliyetçilik, dindarlığa bakış, etnik kimlikler, iktisadi duruşlar, bireycilik, kolektif yapılar, herşey ama herşey değişmiş durumda.

Türkiye ise, bu değişimi, son yirmi – otuz yıldır yaşıyor. Özellikle, Milenyumun başından itibaren idare edenler, AK Parti ve yönetimi altında bu süreci tecrübe ediyor. Açıkça kabul etmeliyiz ki bu kesintisiz iktidarda kalma durumu, aslında Tayip Erdoğan’ın suyun akışına göre manevra yapabilme başarısından da ileri geliyor ama bazı konularda tıkandıkları için de zaten belli bir arayış doğuyor.

İşte bu arayıştır ki MHP’yi ya zirveye çıkartacak ya  da yerin dibine sokacak, hatta tarihe gömecek. AK Parti gelinen noktada, ümmetçi, sosyal anlamda söylemde baskıcı ve açıkça bahsettikleri gibi yol haritalarında katı bir parti ve liberal siyasetlere bu açıdan kapalı. İktisadi anlamda ise liberal ekonomi taraftarıdır. MHP işte bu noktada, toplumun farklı kesimlerine kendi kodunun elverdiği ölçülerde kucak açan bir parti olacak ya da olamayacaktır.

Değişim Beklentilerim

Bir tarafta iktisadi ve sosyal alanlarda liberal, kültürel milliyetçi, merkez sağ kökenli Meral Akşener, diğer tarafta Türkçü Sinan Oğan, benim iki baş favori adayım. Zaten sosyal medya ve konvansiyonel medyada da diğerlerinin adı pek sık duyulmuyor. Şayet sürpriz olmaz ise olası bir değişim bu ikisinden birisi üzerinden olacaktır.

MHP iki adaydan hangisi ile devam ederse ( Bahçeli engelinin aşıldığı varsayımıyla) daha başarılı olur. İşte bu milyar dolarlık, trrilyon dolarlık bir soru..

Kanaatim, cevap olarak Meral Akşener’i gösteriyor. Zira, iktidar, hele ki sıçrama yapacak bir siyasi ekip tarafından ele geçirilmek isteniyorsa, olabildiğine kapsayıcı olmalıdır. Genel algı da, merkez sağ kökenli Meral Akşener’e yönelik bir destek olduğunu gösteriyor. Kadın olması, popülaritesi, geldiği yer… Tüm bunlar arka arkaya sıralandığında, birleştirici bir figür olarak öne çıkıyor. Kaldı ki, benim beğendiğim ve hakkının yenildiğini düşündüğüm TCMB eski başkanı Durmuş Yılmaz gibi bazı teknokratları da arkasına almış durumda.

Sinan Oğan gibi nispeten daha kemik bir kadroya sahip bir figür ise şayet amaç iktidara gelmek ise daha ziyade, Meral Akşener’in beyin takımında olması gerekenlerden. Birlikten güç doğrulamazsa, zaten başarısızlık kesin olacağına göre, birleştirici unsur, doğal olarak parti içinden başlamalı.

Tüm bunların üstünde, genel olarak istenen elbette adayların herhangi birisinin üzerine dönen karşılaştırmalar değil, güçlü bir lider altında, Bahçeli’nin parti içi hegemonyasını kırmak ve başkanlık makamını, hukuk ve siyasi tabanın arzularına uymak zorunda bırakmak.

Ne denir, demokrasimiz ve Türk siyaseti açısından, MHP’nin özgül ağırlığı ile gündemi kilitleyebildiği bir sürece giriyoruz. Ülkemiz için hayırlısını diliyoruz.

Not: Oktay Vural’ın istifası öncesi yazı yazılmıştı. Fakat çok fazla bir etkisi olmadı yazının ruhunda. Süpriz bir aday olarak öne çıkabilir mi, ya da bir tarafta yer alıp ağırlığı oraya mı kaydırır. Ya da başka bir hamle mi yapar… Bekleyip göreceğiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here