Atasının Torunları – Büşra Polat

Atasının Torunları

Atasının Torunları – Büşra Polat

Atasının Torunları – Büşra Polat

Atasının Torunları
Atasının Torunları

Türkler en eski tarihlerden beri bir çok milletin destanlarına, seyahatnamelerine, yazıtlarına kimi zaman kahramanlıklarıyla, kimi zaman güzellikleriyle ama çoğunlukla Nizam sahibi olmalarıyla konu olmuş kutlu bir ırktır.
Atalarımızın dillere destan üstün savaş yeteneği, kadın, erkek, yaşlı çocuk hiç farketmez hepsinin savaşlarda etkin bulunmasından “Her Türk asker doğar.” sözünün söylenmesine neden olmuştur. Bağımsızlık ve egemen olma hissi hep ağır basmış, bunun sonucunda da tüm dünyayı etkileyen bir çok olay gerçekleşmiştir. Türk tarihi bir bütündür. Çine diz çöktüren Metehan’dan, karadan gemi yürüten Fatih Sultan Mehmet’e , Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e kadar hepsi tarihimizin ayrılmaz birer parçasıdır.
Tarih okumaktan aciz ama tarihi parçalayabilecek kadar cüretkar gereksiz bir nesil yetişiyor. Kimi Osmanlıdan öncesi ve sonrasını yok sayıyor. Kimi Osmanlıyı atası kabul etmiyor. Tüm bunları saçma bulan bir kesimde keşke Orta Asya’ya geri dönebilsek diye hayaller kuruyor.
Bundan daha acı olansa Osmanlı ruhuna dönebilmenin yolunu feste, inkılapçı olabilmenin yolunu Kemal Atatürk imzalı bir nesnede, Köktürkçü olabilmenin yolunu ise oklu, börklü paylaşımlar yapmakla olabileceğini sanıyorlar.
Bize de bu yakışır zaten oturduğumuz yerden her devirde destanlar yazmış atalarımızı eleştirmek! Ama yalnızca eleştirmek veya sevmek. Onların izinden gitmeye yönelik tek bir eylemde bulunmadan hemde! Ne ben, ne de sizler Atalarımıza yakışan torunlar değiliz.
Pantolonu Avrupa’ya öğreten Atalara sahipken , Avrupalının mini,ultra mini şortlarını giyerek bizleri tekrar çıplaklaştırmasına izin verenler olarak,
Tanrının kamçısı diye nitelendirilen, tüm dünyaya nam salmış büyük liderlerden sonra, bugün söylediği ile dün söylediğine savaş açan cambazları baş diye seçenler olarak;
Başkaldırı ve savaş naralarını bir kenara bırakıp bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı zihniyete bürünenler olarak,
Kadınlı, erkekli savaş meydanlarını inleten Ataların töresini bırakıp, “Aman ben oturayım kocam bana baksın”, “Kadın kısmı evde oturur”, “Elinin hamuruyla erkek işine karışma!” diyen ve buna rağmen hala Araplaşmadığını iddia edenler olarak;
Bağımsızlığın, simgesi olan ataların, sosyal medya, telefon ve tv bağımlısı torunları olarak,
Bizler Atalarımıza layık değiliz. Komünizmin kölesi, Arap kültürünün yılmaz bekçisi, sosyal medyanın köpeği olmaya devam ettiğimiz sürece hiçbir zaman da olamayacağız!
“Boyun eğmeyeceğiz. Zira öteden beri Türkler kuvveti takdir eder, tabi (bağlı) olmayı hakir görürler. Savaşçı süvari hayatımız sayesinde adı yabancıları titreten bir millet olduk. Biz ölsek de kahramanlığımızın şöhreti kalacak. Çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır.”
Kendimize, Türklüğümüze dönme vakti geldi geçiyor. Bugün eğer biz Türk’üm demekten çekinirsek yarın bunu söylemek için izin isteyecek duruma düşeriz. Üstünlüğümüzün şanlı tarihimizden geldiğini unutur ve tarihimize yakışmayan korkakça işler yaparsak değil başka milletlere efendi olmak, kendi öz yurdumuzda bile ezilir ve aşağılanırız. İşte sırf bu yüzden tarihi okumalı ve anlamalıyız. Atalarımızın kahraman ruhlarını kendimize ve çevremize aşılamalıyız. Teşkilatlanmalı ve sonra bu teşkilatları birleştirmeliyiz. Belli mi olur çoğunun dalga geçtiği, hayalden ibaret saydığı Turan ülkümüzü gerçekleştirir, ve her fırsatta “Türkçülerden bir halt olmaz” diyenlerin oraklı, çekiçli hayallerinin üzerine şimşek olur düşeriz. Olmaz deme olur yeter ki sen iste!

 

Büşra Polat

Hakkında: Büşra Polat

Yaşasın Irkımın Turan Ülküsü...

Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir