Ana sayfa Bilmemiz Gerekenler Askeri ve Siyasi Asimetrik Savaş ve Harp Stratejilerindeki Yeri

Asimetrik Savaş ve Harp Stratejilerindeki Yeri

250
0
PAYLAŞ
asimetrik savaş strateji

Asimetrik Savaş ve Harp Stratejilerindeki Yeri

Asimetrik savaş bahsini açmadan önce; Savaş, insanlığın var oluşundan beri gündemden hiç düşmemesi nedeniyle, üzerinde en çok kafa yorulan kavramlardan birisi olmuş, bir çok düşünür tarafından sanat olarak kabul edilmiştir. Her kavram gibi, savaş da yüzyıllar içinde “gelişerek”, sürekli olarak çehresini değiştirmiş ve son yıllara kadar teknolojik gelişmelere de itici güç olmuştur.

asimetrik savaş strateji

ABD ordusu tarafından, 1989 yılında, savaşın karakterinin belirgin olarak değiştiği dönemlerin, tarih boyunca  dört nesil halinde görüldüğü ortaya konmuştur. Tüm askerî stratejistler tarafından da kabul gören bu tezin ana hatları aşağıda açıklanmıştır.

Birinci nesil savaş;

Düzen Savaşları olarak isimlendirilen bu dönem Amerikan İç Savaşının sonuna kadar olan tüm savaşları kapsamaktadır. Savaşan taraflar, belirli harp düzenlerinde açık alanlarda karşı karşıya gelirlerdi ve savaşçılar ilk zamanlarda kılıç-kalkan, mızrak, ok, gibi silahları kullanırlardı. Bu dönemin sonlarına doğru, tek atımlı piyade tüfekleri, tabancalar ve toplar savaş alanlarında görülmeye başlandı. Birinci nesil savaş, mevzilenmenin, manevranın ve aldatma harekatının hoş karşılanmadığı, kuvvetlerin bir cephe halinde karşılaştığı bir savaş stratejisini benimsemişti. Birinci nesil savaşta, savaşan tarafların hedefi, hasım tarafın savaş gücünü ortadan kaldırmaktı ve bunu başarana kadar veya taraflardan birisi savaşmaktan vaz geçene kadar devam ederdi. Her şeye rağmen bu savaş türü, bir-kaç günden fazla sürmezdi.

İkinci nesil savaş,

Birinci Dünya Savaşını içine alan ve mevzi savaşlarının hakim olduğu, mevzilerden başlatılan piyade taarruzlarının hat şeklindeki topçu ateşleriyle desteklendiği, savaş alanlarına hareket getiren süvari birliklerinin ortaya çıktığı dönemdir. Hasım tarafın ortadan kaldırılması, bu dönemde de savaşan tarafların en öncelikli hedefiydi. Bu dönemdeki savaşlar ve savaşın içindeki muharebeler oldukça uzun sürmekteydi.

Üçüncü nesil savaş;

savaş alanındaki hareketin, karadaki süvari birliklerinin tekelinden çıkarak, manevra’nın denizde harp gemileri, havada uçaklar, karada tanklarla icra edildiği, nükleer silahlar dahil üstün ateş gücünün kullanıldığı, savaşan tarafların birbirlerinin savaşa devam azmini kırmak için hasım ülkelerin derinliklerindeki ekonomik ve sivil hedeflere saldırdığı, savaş alanının genişliğine ve derinliğine  büyüdüğü bir dönemdir. İkinci Dünya Savaşında başlayan üçüncü nesil savaş stratejisi, soğuk savaş döneminde de orduların harbe hazırlıklarında temel strateji olarak kabul edilmiştir.

Dördüncü nesil savaş;

savaşın galibiyet tekelinin güçlü ordulardan çıktığı ve zayıf tarafların da savaşı kazanabileceğine inanmaya başladığı bir dönemi işaret eder. Gerilla savaşı, gayri-nizami savaş gibi terimler kullanılsa da, bu stratejiyi en iyi tanımlayan terim, “asimetrik savaş” olmalıdır. Dördüncü nesil savaş, savaşan tarafların her ikisinin de düzenli ordular olması gerektiği fikrine son vermiştir. Bu savaş şeklinin diğerlerine nazaran çok daha uzun zaman dilimine yayıldığı görülmektedir. Ancak,  dördüncü nesil savaşta, zayıf tarafın uluslararası politik desteğe veya güçlü bir devletin himayesine sahip olması elzemdir. Bir çok durumda, zayıf tarafın terörizm’i bir vasıta olarak kullandığı ve legalitesini kaybettiği görülmektedir. Dördüncü nesil savaşın, önceki nesillerin  yerini aldığı söylenemez. Dünya orduları, yine de üçüncü nesil savaşa göre kendini hazırlamak zorundadır. Ancak, güçlü orduların her zaman savaşın galibi olacağı gibi bir ön kabul geçerliliğini yitirmiştir.

Asimetrik savaş stratejisinin, düzenli orduların savaş taktiklerine de yansıması kaçınılmazdır. Savaşan taraflar, belirli konulardaki eksikliklerini, hasım kuvvetler üzerinde asimetrik etki yaratarak kapatmaya çalışacaktır. Örnek olarak, çok güçlü bir lojistik sisteme sahip olan güçlü bir ordunun ikmal kaynaklarının, gayri-nizami harp taktiklerini kullanan özel kuvvetlerle felç edilmesi, cephedeki güç dengesini de değiştirecektir. Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ’ın bir zamanlar ortaya attığı “2.5 savaş” stratejisindeki buçuk, asimetrik yöntemleri ifade etmektedir. İkinci dünya savaşında, Almanların  işgaline uğrayan SSCB’nin Partizan birlikleri, klasik savaştaki asimetrik savaş uygulamalarına ilişkin bir örnektir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here