Adnan Menderes – CHP – Ordu ve Amerika İlişkileri

1993 yılında gizliliği kaldırılan 1958-1960 diplomatik belgelerin yer aldığı Foreing Relations of The United States 1958-60, Volume X. Part 2: Eastern Europe, Finland, Greece, Turkey isimli cildin 830-902 sayfalarında Türkiye’ye ait bilgiler yer alır.

U.S. Government Printing Office tarafından basılan belgelerde son dönem Menderes iktidarına ve 27 Mayıs darbesine ilişkin belgeler yer alır. Bu belgelerin birinde Cumhurbaşkanı Bayar ile ABD dışişleri Dulles’in görüşmesine ilişkin belge yer alıyor.

O dönemde, Sovyetler’in de desteğiyle anti-amerikancı Mısır ile Suriye birleşmiş, Irak’ta Rus destekli bir darbe yaşanmış. ABD’nin bölgedeki politikaları zora düşmüş, Türkiye ise Rus tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır.

1957 yılında, kötüleşen duruma karşı Türkiye ABD’den ekonomik yardım talep ediyor. ABD ise bir takım tavizler istiyor. Türkiye “seçim dolayısıyla” bu tavizleri yerine getirmek istemiyor. Böylece ABD ile ilişkiler soğuyor. Belgede “friction” kelimesi geçiyor.

Seçimin ardından 1958’de Türkiye’ye “IMF’ye başvurması ve tavizlerin yerine getirilmesi” teklif ediliyor. Bunun üzerine Bayar, ABD başkanına mektup yazarak bizzat ekonomik yardım talebinde bulunuyor. Başkan, tavizleri kabul etmemizi nasihat eden bir yanıt vermiş.

Türkiye, ABD dışında alternatif ülkelerle diplomasi kurup yardım talep etmiş. Bunlardan biri Batı Almanya… Alman bakan Von Brentano, ABD’li bakan Dulles’a “Türkiye’yi eşiğin ötesine itmeyelim” demiş. Eşiğin ötesi Doğu Bloku oluyor. Yani Almanya Türkiye’ye yardıma hazırmış.

Bunun üzerine ABD’li bakan Dulles Alman bakana “Türkiye’ye ikili planda yardım yaparsanız büyük hata olur” demiş. Yani Türkiye’nin biricik dostu ABD kendisi yardım etmediği gibi Almanya’ya da müsaade etmiyor. Mutlaka IMF’ye taviz vermemizi bekliyor.

Türkiye ekonomisi batma noktasına gelince Menderes dümen kırıp tavize yanaşmış Paris’te toplantı yapılmış. Uluslararsı piyasaya güvence verilmiş. Borçlar alınmış. Süreç ne kadar tanıdık değil mi? Dün Paris bugün Londra…

Paris toplantısının ardından, 1959’da Kıbrıs konusunda anlaşmalar yapılıyor. Bunun dışında 90 kadar ikili anlaşma imzalanıyor. Fakat CHP bu anlaiöalaro meclisten geçirmeyince. Nisan 1960 yılında süreç tıkanıyor. ABD süreci yakından incelemiş. Tamamen içimizdelermiş.

Menderes hükümeti tıkanan süreci açmak için tamamen anti-demokratik bir komisyon kurmak istiyor. Bu komisyonun ultra yetkileri var. Mahkeme gibi çalışma özelliği bile var. İnönü gidişatı kötü görünce İstanbul’da 16 general ile buluşuyor. ABD elçisi Warren görüşmeyi raporluyor.

Anti-demokratik komisyon kavgalar eşliğinde 18 Nisan’da yasalaşıyor. ABD elçisi Warren 19 Nisan’da Washington’a rapor veriyor: – İnönü Menderes’i yüce divana vermek istiyor, – Şiddete başvurma ihtimali görünmüyor, ve en önemlisi: – İki taraf da ABD’yi tartışıyor.

Yani Menderes’in biricik dostu, sıkı müttefiki ABD, Türkiye’ye zor durumda ekonomik yardımda bulunulmasını engellediği gibi İnönü-asker görüşmesini de Menderes’ten gizliyor. Tek sıkıldıkları nokta, iki tarafın da “partizan” nedenlerle Abd karşıtı söylemlere girmeleri.

ABD elçisi Warren’in 18 Nisan 1960’ta Washington’a gönderdiği raporda okudukça utanç duyduğum, Türk milletine ve devletine yakıştıramadığım bir cümle geçiyor: “Menderes hükümeti, CHP’yi Amerikan aleyhtarlığı ile suçlayarak ABD’nin sempatisini kazanmak istemektedir.”

Büyükelçi Warren 23 Nisan 1960’ta hem Menderes hem İnönü ile görüşmüş. Tüm kayıtlar açılmasına rağmen bu görüşmelere ait 5 sayfalık rapor hala gizli arkadaşlar. En önemli kısmı açmamışlar. Sanırım düğüm burada kopuyor.

28 Nisan’da bu kez dönemin CIA başkanı Ailen Dulles görüş açıklamış; 1- Seçimlerde CHP’nin kazanma ihtimali yüksek. 2- Tahkikat komisyonu CHP’ye karşı harekete geçmek için hazır. Gerçekten de komisyon 29 Nisan’da harekete geçiyor. CIA’nın her konuda anlık bilgi sahibi oluyor.

Dulles’in görüşlerinde çok tuhaf bir bilgi daha var; 3- Tahkikat komisyonu faaliyete geçerse Türkiye Güney Kore’deki mevcut durum Türkiye’de ortaya çıkabilir. O dönem G. Kore’de ne olduğunu bilmiyordum, araştırdım. Halk hareketi sonucunda Kore başkanı Syngman Rhee devriliyor.

Amerikan yanlısı Rhee, çıkan olaylar sonrasında ABD tarafından Güney Kore’den kaçırılarak kurtarılıyor. CIA başkanı benzer türden bir iç savaş ortamının Türkiye’de doğabileceğinden şüphelenmiş. Bir de”ordu Menderes’ten yana” diye bilgi mevcut. Anlam veremedim.

İki gün sonra 1 Mayıs’ta, ABD dışişleri bakanı Herter’a rapor geliyor. Raporda bahsedilenler: 1- Komisyon demokrasiyi tehdit ediyor. 2- İnönü’ye karşı şiddetli tedbirler alınabilir (CHP’nin kapatılması) 3- Amerikan karşıtlığı yüksek 4- İç savaş (sivil ayaklanma) yaşanabilir.

Raporun sonuç kısmında aynen şu yazılı: Bu durumda Amerika’nın Türkiye’deki faaliyetleri ve Türkiye’deki kolaylıklardan (artık nelerse) yararlanması tehlikeye girebilir. Özetle, çıkarları için bir tarafın ötekini yok etmesini ve iç savaş çıkmasını kesinlikle istemiyorlar.

6 Mayıs’ta Türk dışişleri bakanı Zorlu, ABD elçisi Warren ile görüşmek istiyor. Görüşmenin ardından Warren, ABD’ye rapor çekiyor: Zorlu, İnönü ile Amerikalı gazetecilerin görüşmelerini engellememi istedi *** Muhalefeti bastırmak için ABD’den yardım istemişler. Rezalet.

Zorlu’nun bu akıl almaz talebi Menderes hükümetin tüm popülaritesini yok etmiş. ABD elçisi Zorlu’ya şöyle cevap vermiş: Biz bu olayın dışında kalmalıyız. Yabancı bir ülkeyiz ve iç siyasal sorunlar bizim işimiz değildir. *** Ben okudukça utanıyorum.

Warren bu görüşmenin ardından Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’la görüşmüş. Görüşmenin içeriği yok. Bunu da açıklamamışlar. Açılan belgelerde bu görüşme için şöyle yazıyor: Not found (bulunamadı).

İki gün sonra 10 Mayıs’ta ABD elçisi Warren bu kez CHP ile görüşüyor. Bu görüşme de raporlanmış: “CHP Amerika’nın Türk hükümetini bir demeçle eleştirmesini ve ekonomik yardımları kesmesini istedi” Warren bu teklife de “iç siyasetine karışamayız” demiş.

Warren 19 Mayıs’ta bu kez bizzat Menderes’le görüşüyor. Bu görüşme de rapor edilmiş. Menderes bu görüşmede Warren’i pek dinlememiş: Menderes halkın ihtilal yapıp hükümeti devirip iktidarı ele almak istemesinden söz etti. Ordunun Amerikan aleyhtarı olmadığını söyledi.

Warren raporda Menderes’in orduya güvendiğinden bahsetmiş. Warren bunun üzerine 23 Mayıs’ta Genelkurmay başkanı Erdelhun ile görüşmüş. Erdelhun kendinden emin şekilde “Ordu politika ile ilgilenmiyor” şeklinde görüş belirtmiş.

Warren, Menderes ile Erdelhun’un darbe tehlikesinin farkında olmadığını düşünüyor. Raporda şöyle yazmış: Olaylara halk da katılıyor. Ordu bölünmüştür. Yüksek rütbeler hükümet yanlısı, düşük rütbeler hükümet karşıtıdır. Menderes hoşnutsuzluğun durumunu iyi kavrayamamış görünüyor.

CIA başkanı Dulles 24 Mayıs’ta yapılan toplantıda “Türkiye’deki durum daha da kötüleşecek, ordunun iktidarı ele alması mümkün” şeklinde öngörüde bulunmuş. Nitekim 27 Mayıs’ta darbe gerçekleşti.

ABD elçisi Warren 27 Mayıs günü darbeye ilişkin ilk görüşlerini raporlamış: Ciddi bir muhalefetle karşılaşılmadı. Sadece Ankara’da 50 ölü var. Ayaklanma tamamen iç sebeplerle alakalı. Amerikan aleyhtarlığına karşı işaret yoktur. Bir cunta üyesi sabah Amerika’ya teminat verdi.

Warren 28 Mayıs’ta önce yeni dışişleri bakanı Selim Sarper ile görüşüyor. Ardından yeni Genelkurmay Başkanı Cemal Gürsel ile “most informal” (tamamen gayri resmi) görüşme yapıyor. Bu görüşme aynı gün ABD’ye raporlanıyor.

Warren, Gürsel’le üç öneride bulunmuş: 1- Darbe çok başarılı. Ama bazı güçlükler çıkabilir. 2- Siyasal çalkantılar çıkabilir. Kontrolü kaybetmeyin. 3- Oluşabilecek durumlar nedeniyle ABD ve Batı konuya dahil olabilir.

Bu rapordan anlaşıldığı üzere darbe ABD kontrolünde gelişmemiş. Warren, darbenin komünist, anti-amerikancı eğilime girmesinden çok çekiniyor. Böyle bir durumda ABD’nin müdahale edebileceğini ima ederek Gürsel’i uyarmış.

Kaynak: twitter con sınov

Feyyaz Dostum

Hakkında: Feyyaz Dostum

Her hususta bilgi, her hususta kazanç demektir. 1987'den beri...

Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir