Başlangıç / Multimedya / Belge Arşivi / ABD Ermeni İlişkileri

ABD Ermeni İlişkileri

ABD – Ermeni İlişkileri

Amerikalıların Ermenilere Olan İlgisi Ne Zaman Başladı?

Her ne kadar 1878 Berlin Konferansı öncesi/sırasında cereyan eden İngiltere-Rusya mücadelesinde Ermeni sorunu konusu siyasi bir kimlik kazanmış olsa da, sorunun boyutlanmasında ve derinleşmesinde hatta uluslararası platforma taşınmasında Amerika Birleşik Devletleri’nin göz ardı edilemeyecek ölçüde hatırı sayılırı bir rolü vardır.

 ABD’nin Ermenilere olan ilgisi, -bugün için de hemen her konuda olduğu gibi- kendi stratejik çıkarları ile bağlantılı olarak 1780’lerden itibaren Anadolu ve Osmanlı topraklarının kaynak zenginliği ve açık pazar niteliğine olan ihtirası ile başlamıştır. Her ne kadar Avrupa’nın siyasî olaylarına uzak kalma prensibini dış politik ilkesi olarak belirlediği Monroe Doktrini ile Doğu’nun zenginliklerinin giriş kapısı olan Akdeniz’de yer alma/rol oynama ihtirası bir biriyle çelişse de dönemin Amerikan yönetimi bu duruma yeni bir kılıf uydurmakta gecikmemiş, Amerikan Protestan misyonerliğinin cemaat görünümüyle Orta Doğu’daki beklentilerini sağlama yoluna gitmiştir. Böylece, istediği propagandayı misyonerleri aracılığıyla yaptırabilmiş ve özellikle Osmanlı coğrafyasında kendi stratejik çıkarları için belirlediği politikayı uygulayabilmiştir. Bundan sonra geniş coğrafi bölgelere dağılmış olan Amerikan misyonerlerinin yoğun oldukları bölgelerde konsolosluk açılması gereğinin ortaya çıkmış olması da planın gerçekleştirilme safhasında önemli olmuştur. Öyle ki, ABD, Osmanlı coğrafyasında, misyonerlerin kurmuş olduğu misyoner istasyonlarının Amerikan sermayesiyle kurulduğunu ileri sürerek, konsolosluklar aracılığıyla, hem Amerikan yatırımlarının koruyuculuğunu yapmış hem de devlet olarak -kendi ilkesi olarak belirlediği Monroe Doktrini ile çelişse de- karışmaması gereken konulara ve yerlere müdahale etme hakkını kendisinde görmüştür.

 Misyonerleriyle girdiği Osmanlı ülkesindeki varlığını Babıâli ile yaptığı 1830 ticaret antlaşmasıyla resmileştiren Amerikan yönetimi “en ziyade müsaadeye mahzar millet” (the most favored nation) statüsü ile Osmanlı Devleti’nden kapitülasyon haklarını da almıştır. Amerikalılar, Osmanlı Devleti ile ticari anlamda ilişkilerini resmileştirdiği 7 Mayıs 1830 antlaşmasıyla Anadolu’da yürüttüğü ticari faaliyetlerinde kıyı kesimlerde daha çok Rumlardan faydalanma yoluna giderken, iç kesimlerde de Ermeni kitlesinden faydalanmıştır. Bunun tabii sonucu olarak da, Anadolu’da zengin bir Ermeni burjuvazisi ortaya çıkmıştır. Bu burjuva grubuna, yine Amerikalı misyonerlerin etkin çalışmalarının ortaya çıkardığı eğitimli bir Ermeni kitlesi de eklenince, bu yapılanma artık hasta adam (Sick Man) olarak XIX. yüzyılda çeşitli siyasî bunalımlar yaşayan Osmanlı İmparatorluğu için önemli sorunları da beraberinde getirmiştir.

Amerikalılar, Osmanlı coğrafyasında, American Board of Commssioners for Foreign Mission (ABCFM) adlı örgütleriyle yapmış oldukları çalışmalar neticesinde, 1908’lere gelindiğinde 20 istasyon ve bu istasyonlara bağlı 269 dış istasyon şubesi, 130 kilise açmıştır. Sadece 1893 yılına kadar Osmanlı topraklarında 3 milyon İncil ve yaklaşık 4 milyon da değişik kitaplar dağıtmış olmaları, Amerikan Protestan misyonerliğinin Osmanlı topraklarındaki faaliyetlerinin yoğunluğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Osmanlı Devleti içerisindeki Ermeniler, XIX. yüzyılda, Amerikalı tüccarlar ve misyonerler vasıtasıyla peyde pey ABD’ye göç etmeye başlamıştır. ABD’ye göç eden Ermeniler, daha sonra tıpkı 1829 yılında Yunanlıların ve/veya 1878 yılında Bulgarların yaptığı gibi bağımsızlık ya da Bulgaristan örneğinde olduğu gibi çöken İmparatorluktan muhtariyet istemlerinde bulunmuşlardır.

ABD’ye yerleşmiş olan Ermeniler, sistemli bir şekilde Anadolu içerisindeki Ermenileri teşkilatlandırmaya ve hatta onları isyan eylemlerine yönlendirmeye başlamış ve Osmanlı Devleti’ne yönelik karalama kampanyalarına girişmişlerdir.

PDF İndir

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePrint this page

Hakkında: Feyyaz Dostum

Feyyaz Dostum
Her hususta bilgi, her hususta kazanç demektir. 1987'den beri...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir